Kayıt Ol

Giriş

Şifremi Kaybettim

Lost your password? Please enter your email address. You will receive a link and will create a new password via email.

Giriş

Kayıt Ol

Osmanlıda İç Güvenlik Teşkilatı

OSMANLIDA İÇ GÜVENLİK TEŞKİLATI

Osmanlı imparatorluğunda modern güvenlik teşkilatının oluşumu açısından Yeniçeri Ocağının Lağvedildiği 1826 yılı bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihten 1879 yılına kadar olan süreçte güvenlik kurumlarının dağınık bir yapısı olmuş ve zaman içinde hızlı değişimler gerçekleşmiştir. Bununla birlikte dönemin sonuna doğru Asakir-i Zaptiye kurumu, modern jandarma ve polis işlevini bünyesinde toplamış ve imparatorluğun önemli bir iç güvenlik teşkilatı olarak ön plana çıkmıştır.[1]

1826 yılından önce İstanbul’un güvenliğini sağlama görevi yeniçeri ocağı tarafından yerine getirilmekteydi. Ocağın tasfiyesinden sonra bu görev Asakir-i Mansure ordusuna devredilmiştir. Yeni ordunun her biri 1500 kişiden oluşan 2 bölük şeklindedir. Bu bölükler başkentte çarşı Pazar yerleri ve mahallelerin asayişini sağlamakla görevlendirilmiştir.  Aynı tarihte İstanbul’da karakollar oluşturulması da kararlaştırılmış ve bu karakollarda görevlendirilecek subay ve askerlerin sayısı belirlemişti. 1832 tarihinden itibaren de Tophane müşiri yeti olarak  Galata ve Beyoğlu’nun asayişinden sorumlu olmaya devam etmiştir. Aynı dönemde ihtisap nezaretine dönüştürülmüştür.

1879 öncesi dönemde İstanbul dışındaki kent merkezleri ve kırsal kesimdeki güvenlik protokollerine ilişkin sağlıklı değerlendirmeler yapmamıza imkan verecek çalışmalardan şu an itibarıyla yoksun bulunuyoruz. Ancak Osmanlı Devletinin 19. yy.’dan itibaren vilayetlerde düzenli ordu birlikleri oluşturmaya giriştiği ve merkezdeki siyasi elitin bu yolla taşradaki güvenlik protokollerine dahil olmaya çalıştığı söylenebilir. Örnek : 1802 sonrasında vilayet ve sancaklarda oluşturulan Nizam-ı Cedid bölüklerini bu açıdan değerlendirmek mümkündür. 1534-35 yıllarında 2. Mahmud döneminde vilayetlerde oluşturulan Asakir-i Redif taburları da Nizam-ı Cedid bölüklerine benze bir işleve sahipti.

Taşrada asayiş ve iç güvenliğin sağlanması açısından 1830’lu yıllar itibarıyla mevcutları 20-30 bin civarında bulunan Anadolu eyaletleri sipahilerini de dikkate almak gerekir. Bu sipahiler 1830’lu yılların sonlarına doğru düzenli ordu kapsamına alınmaya çalışılmıştır. Ancak bu uygulamadan beklenen sonuç alınamayınca 1846 yılında tımarlı sipahilik lağvedilmiştir.

1979 yılında Asakir-i Zaptiye birimlerinin seraskerlik bünyesinde oluşturulan jandarma dairesine bağlanması ise sivil bir iç güvenlik teşkilatının oluşması açısından bir geri adım olarak yorumlanmıştır.

Tanzimat döneminde  Asakir-i Zaptiye’nin mülki idareye bağlı hukuki zeminde de ifadesini bulmuştur.  13 Haziran 1869 tarihli Asakir-i Zaptiye kanunnamesi vilayet  ve kasabalarda zaptiyenin mülki idarenin emri altında olduğunu kesin bir biçimde ifade etmiştir. Asakir-i Zaptiye’nin mülki görevleri ahalinin emniyet ve rahatını sağlamak, devletin mal ve gelirlerinin muhafazası ve tahsili noktasında mahalli hükümetlerin belirleyeceği doğrultuda hareket etmek şeklinde ifade edilmiştir.

1879 öncesi dönemde Asakir-i Zaptiye kurumsal yapısı görevleri bakımından daha çok jandarma niteliği taşımaktaydı. 1845 yılında İstanbul’da bir polis teşkilatı kurulması için adım atılmış ve bu doğrultuda bir “Polis Kanunnamesi”  yayınlanmıştır.  Böylece 1879 yılına kadar İstanbul’da olduğu gibi taşrada da Asakir-i Zaptiye’den ayrı bir polis teşkilatı oluşturulmuştur. Asakir-i Zaptiye hem jandarma hem de polise ait görevleri bünyesinde barındıran yegane iç güvenlik teşkilatı olarak varlığını devam ettirmiş ve bu yapı Berlin Kongresi sonrası döneme miras bırakılmıştır.

[1] Abdülhaluk Çay, “Coğrafya-Tarih”, Türk Dünyası El Kitabı, C. 1,İstanbul 1998, s. 541.