Cevap ( 1 )

  1. İngiliz Bahriye Nazırı Winston Churchill, İstanbul’un ele geçirilip Osmanlı Devle­ti’nin savaş dışı bırakılmasını savunuyordu. Çanakkale Savaşlarında alınacak so­nuçların uğranılacak kayıpları göze aldıracak kadar önemli olduğunu düşünen Churchill’e göre, Boğazlara girişilecek bir harekâtla, İstanbul Müttefiklerin kontro­lü altına girecek, Asya Türkiye’sindeki kuvvetlerin Avrupa Cephesi’nde faaliyet gösteren kuvvetlerle bağlantısı kesilecek ve böylece Kafkas Cephesi’nde bulunan Rus kuvvetlerinin yükü hafifletilerek Osmanlı Devleti barış yapmaya mecbur edi­lecekti. Ayrıca, henüz savaşa girmemiş Balkan Devletleri de Müttefik Devletler sa­fına çekilebilecekti. Osmanlı Devleti’nin Almanya yanında savaşa katılmasıyla zor durumda kalan İngiltere ve Fransa, Rusya ile doğrudan temasa geçip savaş güçle­rini artırmak, Osmanlı Devleti’nin Süveyş Kanalı ve Hint Yolu üzerindeki baskısını kaldırmak, ayrıca Orta Avrupa’ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevi­rebilmek için bu harekâtı gerekli görmüşlerdi. Dolayısıyla, Almanya karşısında bu­nalan Çarlık Rusya’sının savaş gücünü takviye etmek amacıyla ulaştırılmak istenen yardım yine boğazlardan yapılabilecekti.

    Müttefik Devletler, Boğazlardan rahatlıkla geçebileceklerinden o kadar emindi­ler ki Alman Askerî Heyeti’nin yaveri, İngiliz birliklerinin muzafferane İstanbul’a girmelerini bekleyenlerin Beyoğlu’nda hazırlıklar yaptıklarını ve yolları görecek pencerelerin şimdiden kiralandığını, İngiliz sefaret binasının da şimdiden tanzim edilip yatakların bile hazırlandığını bildiriyordu.

    Çanakkale üzerindeki mücadele, Düvel-i Muazzama kuvvetlerinin 3 Kasım 1915’te Seddülbahir ve Kumkale istihkâmlarının bombalanması ile başlamıştır. Bu kuvvetler içinde İngiliz ve Fransız birlikleri ile birlikte Rum ve Yahudi gönüllüler, Anzaklar (Avustralyalı, Yeni Zelandalı askerler), Sihler, Gurkalar, Sudanlı zenciler, Senegalli, Faslı askerler de bulunuyorlardı. Çeşitli dil, din ve ırklardan oluşan bu insanlar, kendilerinin olmayan bir savaşta bir araya gelmişlerdi. Anlaşılan odur ki emperyalist devletler Mehmetçik’e karşı dünya savaşma yakışır bir biçimde (!) bü­tün akvam-ı beşeri Gelibolu’da toplamışlardı.

    Asıl Çanakkale Muharebeleri 19 ve 25 Şubat 1915 tarihînden itibaren başlamış ve 8,5 ay sürmüştür. 18 Mart 1915 tarihînde 18 Müttefik gemisi boğazları zorlamış ve ge­çebileceklerini düşünmüşlerdi. Müttefiklerin 6 gemisi batırılmış ve “Çanakkale geçil­mez” hükmü ile geri dönmek zorunda kalmışlardır. Bu olaydan sonra karaya asker çıkarmak suretiyle hedeflerine ulaşmaya çalışacaklardır. Çanakkale Muharebelerinin ikinci safhası, düşmanın karaya asker çıkarıp karadan İstanbul’a ulaşmak istemesiy­le başlar. 25 Nisan’da Saros’a, 26 Nisan’da Kumkale’ye, 27 Nisan’da Seddülbahir ile Teke burnu arasına çıkarma yapmışlardır. Çanakkale Muharebelerinde “Kitre Muha­rebeleri” diye isimlendirilen bu savaşlar destanlarla doludur. Diğer bir Seddülbahir Muharebesi de “Zığındere Muharebesi”dir ki 6 Temmuz’a kadar sürmüştür. 8 Ağustos’ta Anafartalar Grup Komutanı olan Miralay (Albay) Mustafa Kemal ile 9 Ağustos’ta Kocaçimen, Conkbayır, Kanlısırt’ta cereyan eden muharebelerde I. Anafartalar Zaferi kazanılmıştır. 10 Ağustos’ta Conkbayırı Muharebelerinde Mustafa Kemal’in göğsüne bir şarapnel parçası isabet etmiş ancak göğsündeki saat onu korumuştur.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .