Cevap ( 1 )

  1.  

    Selim dönemi, Nizam-ı Cedit hareketinde Avrupa tarzında bir ordunun kurul­ması ve eski askerî kurumların modernleştirilmesi amaçlandı. Eski askerî kurumların modernleştirilmesi maksadıyla önce idari ve askerî işler birbirinden ayrıldı. As­kerlikle ilgisi olmayanlar Yeniçeri Ocağı’ndan çıkarıldı. Ocakların kışlaları genişle­tilerek askere sürekli talim yapma zorunluluğu getirildi. Askerlerin ücretleri artırı­larak, dirliklerin saray gözdeleri yerine askere verilmesi kararı alındı. Yeniçeri Ocağı’nın kayıtlı mevcudu yarıya düşürülerek 30 bine indirildi. Yeniçerilere Avrupa tü­fekleri ve askerî malzemeleri ile her birime bu tüfekleri kullanabilen sekiz asker verildi. Yenileşme hareketinin başarılı olduğu topçu, humbaracı, lağımcı, top-ara- bacı ocaklarındaki askerlerin evlenmesi yasaklanarak bu askerlere kışlada kalma zorunluluğu getirildi. Yeniçeri Ocağı’nın ıslahı için alınan tedbirlerden biri de üç ayda bir tahsil edilen ve tahvil gibi kullanılan Yeniçeri esamilerinin/ulufe (maaş) alım satımını önleyerek Yeniçeri olmayanların bu esamilere sahip olmasını engel­lemekti. Çünkü bu esamilerin siviller eline geçmesi, Ocağın çeşitli şahıs ve grupla­rın çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesini ve bazı suiistimallere uğratılmasını beraberinde getirmişti. Ancak çoğunluğu zaten savaşa gitmeyen, esnaflık yapan, rahata alışmış Yeniçeriler kısa bir zaman sonra “talimin gavur işi” olduğunu söy­leyerek yeni usul çerçevesinde talim dahi yapmayı reddettiler.

    Eski kurumların ıslahı çalışmalarından sonra Avrupa tarzındaki yeni ordu ise Nizam-ı Cedit adıyla 24 Şubat 1793’te kuruldu. Bu ordunun başına Sadaret eski Kethüdası Mustafa Reşit Efendi getirildi. Fransa ve İsveç’ten getirtilen subayların yönetimin­deki Nizam-ı Cedit ordusunun kuruluşunda 1602 er ve 27 subay mevcudu bulunmak­taydı. Nizam-ı Cedit ordusuna bağlı olarak 23 Kasım 1799’da farklı kıyafetleri olan ye­ni bir birim daha eklendi. Ordunun 1802’de mevcudu 9263 er ve 27 subaya yüksel­mişti. 1806’da ise mevcut iyice artırılarak 22.685 er ve 1590 subaya çıkarıldı. Bu asker­lerin yarısı Anadolu’da yarısı da İstanbul’da istihdam edil­mişti. Nizam-ı Cedit ordusu­nun masraflarının karşılan­ması için lrad-ı Cedit Defter­darlığı kurulmuştu. Defter­darlığa bağlı olarak boş kalan dirlikler, içki, tütün, kahve gi­bi mallara konan vergiler bu orduya tahsis edildi.

    Yeni orduyu ve eski askerî kurumları nitelikli as­kerlerle güçlendirmek mak­sadıyla 1795’te Mühendishane-i Berr-i Hümayun (Kara Mühendishanesi) kuruldu. Mühendishane’de Fransız hocalardan faydalanıldı. Bu­rada Fransızca zorunlu dil olarak okutuldu. Ayrıca Mühendishane’nin Kütüphane­si de kısa zamanda Fransız­ca kitaplarla zenginleştirildi.

    Bu dönemde donanmanın güçlendirilmesi ve yenilenmesine de büyük önem verildi. Bu amaçla ilk olarak 1773’te inşa edilmiş olan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun’un (Deniz Mühendishanesi) ıslahına başlandı. 1792-1803 yılları arasında Kaptan-ı Derya sıfatıyla donanmanın başında bulunan Damat Küçük Hüseyin Pa­şa, terfi ve tayin işlerini düzene sokarak yolsuzlukları engellemeye çalıştı. Donan­maya asker sağlanması amacıyla Batı Anadolu Bölgesi’nde yaşayanlara zorunlu hizmet getirildi. Tersane genişletilirken Bahriye için bir sağlık teşkilatı kuruldu. Bu­laşıcı hastalıklar için karantina uygulamasına da ilk kez bu dönemde geçildi.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .