Abbasiler Dönemini Anlatınız

Soru

Abbasiler dönemindeki önemli gelişmeler hakkında bilgi verir misiniz?

3 Cevaplar 424 görüntüleme

Cevaplar ( 3 )

  1. EBU’L ABBAS DÖNEMİ: Abbasi Devleti, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın torunlarından Ebu’l Abbas tarafından 750 tarihinde kuruldu.

    Abbasi hükümdarları, Emeviler gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar.

    HARUN REŞİT DÖNEMİ: Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti’nin başına geçti. Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu.

    UYARI: Binbir Gece Masalları’nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit’tir. Binbir Gece Masalları’nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır.

  2. *Ebul Abbas  Abdullah, Kufe’de Ebu Müslim tarafından halife ilan edilerek Abbasi Devleti kurulmuştur. 751’de yapılan Talas Savaşı’nda Türkler Karluk, Yağma ve Çiğil boyları Abbasilere yardım etmiş, savaştan sonra da İstamiyeti kabul etmişlerdir.

    *Halife Mansur döneminde Bağdat başkent yapılmıştır.

    *Abbasilerin en parlak dönemi Harun Reşid dönemidir. Bu dönemde halkın yaşam standartı yükselmiş, kültür ve mimari alanda çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde Bağdat bilim ve kültür merkezi haline geldi.

    Halife Memun Bağdat’ta bilimsel araştırma merkezi olan “Dar’ül Hikmeler” açtı.

    Harun Reşid döneminde Bizans sınırında “Avasım” adı verilen şehirler kuruldu ve bu şehirlere Türkler yerleştirilmiştir.(Abbasilerin sınır güvenliği sağlanmıştır.)

    *Mutasım döneminde Türklere önem verilmiş, orduda, ordu komutanlıklarında ve valiliklerde  görev verilmiş, Türklerin diğer milletlerle karışmasını ve savaşçı özelliklerinin kaybolmasını önlemek amacıyla Bağdat yakınlarında “Samarra” şehri kurularak onları buraya yerleştirmiştir.

    – Hz. Ömer Döneminde kurulan divana Emeviler döneminde yenileri eklendi. Abbasilerde geliştirilerek devlet işlerinin yürütüldüğü en önemli kurum haline geldi. Başlıca divenler;

    Divan-ı İnşa: Devletin yönetim işlerini yürütmüş

    Divan-ı Adl: Adalet işlerine bakmış.

    Divan-ı Mezalim: Halkın şikayetlerini dinler ve sorunlarına çözüm üretir.

    Divan-ı Tevki: Valilerin gelir ve giderleriyle ilgilenmiştir.

    Divan-ı Bir: Vakıf işlerini yürütür

    yüzyılın ikinci yarısından itibaren Abbasi halifelerinin otoritesinin zayıflaması nedeniyle eyaletlerdeki askeri valiler bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Tavaif-ül Mülükdenilen devletler ortaya çıkmıştır.Abbasi toprakalarında kurulan bu devletler şunlardır:

    -Samanoğulları -Tolunoğulları, İhşitler -Büveyhoğulları, Tahiriler – Ağlebiler

    * Büveyhoğullarının Abbasi halifesine  baskı uygulaması nedeniyle 1055 yılında Büyük Selçuklu sultanı Tuğrul Bey Bağdata girerek halifeyi bu durumdan kurtardı.

    Abbasilerin Yıkılış Nedenleri:

    -Emir-ül Ümeraların keyfi tutumları

    -Hassa ordularını yabancılardan kurmaları

    -Fetih hareketlerinin durması

    -Moğolların Bağdat’ı işgal etmeleri

    *1258’de İlhanlı hükümdarı Hülagu, Bağdat’ı işgal ederek Abbasileri yıkmış.

    Not: Moğol İstilası sırasında Bağdat’ta binlerce el yazması eserin bulunduğu kütüphaneler yakılıp yıkılmıştır.

    Abbasilerin Genel Özellikleri

    -Abbasiler döneminde Emevilere göre daha az fetih yapılmıştır.

    -Abbasiler Arap olmayan uluslara hoşgörüyle yaklaşmış ve İslamiyet’in daha fazla yayılmasını sağlamışlardır.

    -Bu dönemde Emevilere göre bilim ve kültür alanında daha çok gelişme gözlenmiştir.

    -Türkler ilk kez bu dönemde İslamiyet’i kitleler halinde benimsemişlerdir.

    -Abbasilerin denizciliğe önem vermemeleri ticari ve askeri alanda gelişmelerini engellemiştir.

    -İlk kez Abbasi Halifeliği sırasında dünyada halifeliğe bağlı yeni devletler kurulmuştur.

  3. ABBASÎ DEVLETİ (750-1258)

    îranlı bir köle olan Ebû Müslim, 747 yılında İran’ın Horasan eyaletinde bir isyan hareketi başlattı. Ebû Müslim, Horasan’ın her tarafında Emevîler’in zulüm ve bas­kılarını vurguluyor ve Abbasîler’in, Hz. Peygamber’in amcası, Hz. Abbas’ın soyun­dan gelmeleri nedeniyle hak sahibi olduklarını belirterek halkı ayaklanmaya teşvik ediyordu. Ebû Müslim’in taraftarları genellikle, îranlı ve Mervli köylüler ile arala­rında idarî görevlerde bulunan Araplardan oluşuyordu. 748 yılında Merv’e girerek halkın desteğini alan Ebû Müslim, Horasan’ı baştanbaşa istilâ etti. Orduları 749 ta­rihinde Dicle’nin kolu Zap Suyu’nu geçerek, Emevî güçlerini bozguna uğrattı. Ha­reketin lideri Ebû’l Abbas (749-754) Kûfe’de halife ilan edildi. Irak ve Suriye’de el­de edilen galibiyetler, Emevîler’in sonunu getirdi ve yeni halifenin otoritesi kısa sü­rede Islâm topraklarında yayıldı. Bu durum, Islâm tarihinde yeni bir dönemin baş­langıcı anlamına gelir.

    Abbasîler ilk olarak isyanın mimarı Ebû Müslim’i ve taraftarlarını ortadan kaldır­dılar. Abbasî iktidarına karşı Emevî taraftarlarının isyan ve kıpırdanmaları baş gös­terse de bunlar kanlı bir şekilde bastırıldı. Ebû’l Abbas, ölmeden önce kardeşi Ebû Câfer Mansûfu (754-775) kendisine veliaht tayin etti. Ebû Câfer Mansûr’un ilk yıl­ları, Bizans’ın tahrip ettiği Malatya’nın imarı, Anadolu’ya yapılan akınlar ve Bi­zans’la gerçekleştirilen esir değişimine yönelik faaliyetlerle geçmiştir. Bu döneme, aynı zamanda Hz. Peygamber’in torunlarından Hz. Hasan ailesinin isyanı da dam­gasını vurmuştur. Abdullah b. Hasan’ın oğulları Muhammed ve İbrahim’in isyanı, Halife Mansûr tarafından kısa sürede bastırıldı ancak bu olay ile Mansûr, Benî Ha- şim ailesi ile Hz. Abbas ailesi arasındaki ilk ihtilafın da mimarı oldu.

    Kûfe’nin Hz. Ali taraftarları, Şam’ın ise Emevîlerle dolu olması, Ebû Mansûr’u, yeni bir hükümet merkezi kurmaya mecbur etmiş ve bu iş için Bağdat seçilmiştir. Şehrin inşasına 762 yılında başlanmış, dört yıl süren inşaatın ardından yeni başkent meydana çıkmıştır. İlk halife Ebû’l Abbas olmakla birlikte devletin asıl kurucusu Mansûr olmuştur. Ölmeden önce, oğlu Mehdî’yi (775-785) veliaht ilan etmiştir. Mehdî, babası Mansûr’dan huzuru büyük ölçüde sağlanmış bir devlet devralmıştır. Ancak, Mehdî, Mecûsilerin isyanları ile Horasan’daki Mani ve Mazdek inançlarına karşı mücadele vermiştir. Yine, Merv’de, kendisinin Tanrı olduğunu ilan eden Mu- kanna’nın isyanı da bastırılmıştır. Abbasî Devleti’nin iç sorunlarla uğraştığı dönem­de, Bizanslılar Maraş’a girmiştir. Bu durum üzerine 782 yılında Bizans’a karşı veri­len mücadele başarılı olmuş, yapılan anlaşma ile Bizans İmparatorluğu, yıllık ver­gi ödemeyi kabul etmiş ve ordu ganimetlerle geri dönmüştür.

    Mehdî, öldüğü zaman yerine oğlu Musa el-Hâdî(785-786) geçti. Kısa süren hi­lafetinin ardından 786 yılındaki ölümünden sonra kardeşi Hârûn Reşîd (786-809) Abbasî halifesi oldu. Hârûn Reşîd, Abbasî Devleti’nin en başarılı hükümdarların­dan biri olup saltanatı hanedanın en parlak dönemidir. Döneminde ziraat, ticaret, sanayi, bilim ve eğitimin düzeyi yükselmiş, Bağdat, Doğu’nun en büyük ve en önemli iktisadî merkezi olmuştur. Hârûn Reşîd’in başarısındaki en büyük rollerden biri Bermekîlere aittir. Bermekî ailesi, Abbasî Devleti’nin on yedi yılına tanıklık etmiş ancak hanedana alternatif bir iktidar odağı olmayı düşünenlere ibret olması amacıyla, ağır şekilde cezalandırılarak ortadan kaldırılmıştır. Cezalandırılmalarının temel nedeni, sahip oldukları etki ve sınırsız güçtür.

    Hârûn Reşîd, Bağdat’taki iktidarını güçlendirmenin yanı sıra ülkenin başka bölge­lerinde de bir takım faaliyetlerde bulunmuştur. Kuzey Afrika’nın idaresi babadan oğula geçecek şekilde İbrahim b. Ağleb ailesine bırakılmış ve burası devletten ayrı­ lan ilk toprak parçası olmuştur. Devrinin en önemli olaylarından bir diğeri, Bizans’la yapılan savaşlardır. Bizans’ın anlaşmaları defalarca ihlâl etmesi sebebiyle yapılan sa­vaşlar, Bizans împaratorluğu’nun daha ağır vergiler ödemesiyle sonuçlanmıştır.

    Hârûn Reşîd, yaklaşık 23 yıl süren hilafetinden sonra, 809 tarihinde vefat etmiş­tir. Hârûn Reşîd dönemi, Abbasî saltanatının en parlak noktası olarak görülmekle birlikte çöküşün ilk izlerine de bu devirde rastlanır. Ispanya ve Kuzey Afrika, Ab­basî egemenliğini sadece ismen tanıyan ve kendi kendilerini yöneten bağımsız bölgeler haline gelmiştir. Halifenin ölümü ile oğulları, Me’mûn ile Emin arasında bir iç savaş patlak vermiştir. İktidarda bulunan Emin (809-813)’in, oğlu Musa’yı, kardeşi Me’mûn’un yerine veliaht ilân etmesi bir iç savaş sebebi olmuştur. Emin ve Me’mûn’un orduları iki defa savaşmış ve her iki mücadeleden de Me’mûn’un ordu­ları galip ayrılmıştır. 813 yılında kardeşini yenerek iktidarı devralan Me’mûn (813­833), başkent Bağdat’ın yanı sıra Merv’de de ikamet etmiş ve özellikle bilim ve sa­nat faaliyetlerine çok önem vermiştir. Abbasî tarihinde savaşla tahta geçen ilk ha­life unvanına sahip olan Me’mûn, veziri Fazl b. Sehl’e devlet yönetimini devretmiş ancak bu durum, pek çok ayaklanmanın çıkmasına sebep olmuştur.

    Me’mûn, Hz. Ali ailesiyle Hz. Abbas ailesi arasındaki ihtilafı gidermek için İmam Ali er-Rıza’yı kendisinden sonra veliaht ilan etmiştir. Abbasîler bu duruma tepki göstermişlerse de Ali er-Rıza’nın ani ölümü sorunun büyümesini engellemiş­tir. Öte yandan, Bağdat’ta daha önce halife ilan edilen İbrahim b. Mehdî’nin yenil­mesiyle Me’mûn, 819 yılında Bağdat’a girerek asayişi yeniden sağlamıştır. Me’mûn devrinin en önemli olaylarından biri de Babek’in isyanıdır. Babek’in mensubu ol­duğu Hürremîler hareketi, Ebû Müslim’in ölmediğine ve dünyaya döneceğine inanmaktaydı. Ülkedeki karışıklıklardan ötürü Hürremîler’in hareketi bastırılamadı. Nihayet, Me’mûn’un ardından tahta oturacak olan halife Mu’tasım’ın komutanların­dan Afşin, Babek’in üzerine gönderildi ve Babek yakalanarak katledildi.

    Me’mûn, Babek İsyanına verdiği destek nedeniyle Bizans’a karşı bir sefer düzen­lemiş, Tarsus’a kadar gelmiş ve burada hayatını kaybetmiştir. 833 yılında halife olan Mu’tasım (833-842) zamanında, Babek İsyanı’nı fırsat bilen Bizans, Abbasî toprak­larına saldırmış ancak karşı hareketle Bizans kuvvetleri bozguna uğratılmıştır.

    Mu’tasım, genellikle Türk ülkelerinden gelen ücretli askerlerden oluşan bir or­du kurmuş ve yeni ordusu için Samarra’da bir ordugâh şehir inşa etmiştir. Şehrin büyük bir kısmı Türk reislere ayrılmakla birlikte mevâlîler de Abbasî idaresinde ba­zı mevkileri elde etmeye başlamışlardı. Türk birliklerinin halifeleri etki altına aldık­ları ve isyanlara sebep oldukları görüşü, Mu‘tasım aleyhinde bazı olumsuz fikirle­rin yayılmasına sebep olmuştur.

    Halifenin ölümüyle yerine geçen Vâsık (842-847), ilk yıllarında iç isyanlarla uğ­raşmış ve huzuru sağlamayı başarmıştır. 845 yılında Bizans’la barış yapılmış ve esir­ler karşılıklı olarak değiştirilmiştir. Oğlu küçük olduğu için Vâsık’ın ardından taht, kardeşi Mütevekkil’e (847-861) geçmiştir. Mütevekkil, iktidarının ilk yıllarında uzun zamandan beri devletin resmî inanışı haline gelen Mu‘tezile kolunun yerine ehl-i sünneti geçerli kılmıştır. Ayrıca, Mütevekkil, Türk kumandanların etkisinden kur­tulmak için Şam’a yerleşmeye karar vermiş fakat uyum sağlayamadığı için Bağdat’a geri dönmüştür. Mütevekkil’in oğlu Muntasır, (861-862) hassa birliğinin bazı üye­leriyle babasını öldürerek tahta geçmiş ancak kısa bir süre sonra rahatsızlanarak hayatını kaybetmiştir. Muntasır’ın ölümü üzerine kumandanların ortak kararıyla lâ­kabı Musta‘in (862-866) olan Ahmed b. Muhammed yeni halife seçilmiştir. Ancak, sonraki yıllarda hapishanede bulunan Mu‘tez’in (866-869) tahtta hak iddia etmesi sebebiyle, iki taraf arasında çıkan savaştan Mu’tez galibiyetle ayrılmıştır. Mu’tez’in öldürülmesi üzerine Muhtedibillah (869-870) lâkabıyla anılan Muhammed b. Vâsık tahta geçmiş fakat hilafeti yalnızca 11 ay kadar sürmüştür.

    Mu‘temid (870-892) döneminin en önemli olaylarından biri Saffârî hanedanının kurucusu olan Yakup b. Leys’in isyanıdır. Saffârî isyanının bastırılmasından sonra sıra Zenci îsyanları’na gelmiştir. İki yıl süren mücadele, çözümü de beraberinde getirmiştir. Mu’temid, oğlunu kendisinden sonra veliaht olarak görmek istese de yeğeni Ebû’l Abbas el-Mu‘tezid (892-902) tahtın sahibi olmuştur. Bu dönemin en önemli olaylarından biri, Karmatîlerin isyanıdır. Hamdan Karmat’ın isyanıyla baş­layan Karmatî hareketi, Abbasî birlikleri tarafından bastırılsa da devletin zayıf düş­mesinin en büyük nedenlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

    Mu‘tezid’den sonra tahta geçen kardeşi Muktefî (902-908) döneminde de Kar- matîler, Suriye, Bağdat ve Basra’da tahribatlarına devam etmişlerdi. Muktefi döne­mi, Mısır’daki Tolunoğulları Devleti’nin yıkılması açısından da önemlidir.

    Muktefî’den sonra iktidara geçen kardeşi Muktedir (908-932) zamanında birçok bölgede isyan çıkmış, Afrika’daki bazı topraklar ve Musul kaybedilmiştir. Muk­tedir öldürüldükten sonra yerine geçen el- Kahir, (932-934) tahttan uzaklaştırılarak hapsedilmiştir. Yerine önceki halife Muktedir’in oğlu Râzî (934-940) geçmiş, malî sıkıntılar ve iktidar çekişmelerinin yanı sıra birçok savaş da çıkmıştır. Râzî’den sonraki halife Muttekî (940-944) döneminde, Türklerin etkisi en yüksek düzeye çıkmıştır. Bir sonraki halife Müstekfî, (944-946) Türklerden kurtulmak için Büvey- hî hükümdarının Bağdat üzerine yürümesine itiraz etmemiş, hatta bu durumu bir çare olarak görmüştür. 945-1055 tarihleri arasında Abbasî Devleti, Büveyhîlerin idaresinde kalmış ve Müstekfî, Büveyhî hükümdarı tarafından 946 yılında tahttan indirilerek hayatını hapiste geçirmiş ve orada ölmüştür.

    Abbasî Devleti’nin en güçlü dönemi, kuruluştan itibaren 120 yıl kadar sürmüş ardından toprak kayıpları başlamıştır. Bir İran hanedanı olan fii-

    Büveyhîler döneminde, Abbasî halifeleri etkilerini kaybetmiş ve bu durum, hila­fetin çöküşünü beraberinde getirmiştir. Abbasîler, Büveyhîler’in etkisi altına girer­ken Mısır’da Fatımî halifeliği zirvesini yaşıyordu. Mısır ve Suriye’de otoriteleri tanı­nıyor, Hicaz ve Yemen’de halifeleri adına hutbe okunuyordu. 1242 yılında Mustasım son Abbasî halifesi olarak tahta geçmiştir. Moğol hükümdarı Hülâgû ordularıy­la Bağdat üzerine yürümüş ve şehri kuşatarak Abbasî ordularını yenmiştir. Kısa sü­re sonra halife de Hülâgû ve ordusundan nasibini almış, ailesiyle birlikte hayatını kaybetmiştir. Abbasî Devleti, 1258 yılında Hülâgû tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra 1261 tarihinde Mısır’da Kölemenler tarafından halife ilan edilen Mustansır ile birlikte gölge halifeler dönemi de başlamış olur. Böylece, 1517 yılına kadar Mı­sır’da, Abbasî halifeleri fiilen güç sahibi olmasalar da işbaşına gelmeye devam et­miştir. Nihayet, Yavuz Sultan Selim’in, Mısır’ı fethinden sonra halifelik Osmanlılara geçmiştir.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .