Cevap ( 1 )

  1. Eski çağlar Türk târihinin ilk destan kahramanı Alp Er Tunga isimli, büyük bir Türk ve Turan hükümdarıdır. Alp Er Tunga, M.Ö. VII. Yy. daki Türk-İran savaşlarında ün kazanmış; İran ordularını defalarca yenmiş, sonunda İran (Medya) hü­kümdarı Keyhüsrev’e yenilerek öldürülmüştür.

    Su, Saka (Skit) adlı Türk devletine altın devri yaşatan bu hükümdarı, İranlılar hile ile öldürmüşler. Onun ölümünden son­ra da, Saka Devleti eski büyüklüğünü kaybetmiştir.

    Bu kahraman için, Türkler arasında söylenen destanlar za­manımıza kadar yaşamamıştır. Buna karşılık, Göktürkler, Uy­gurlar, Karamanlılar gibi, Mîlâd’dan ve İslâmiyet’ten sonra devlet kuran Türk ailelerinin, kendilerini Alp Er Tunga soyun­dan bildiklerini; bu hükümdar ailelerinin Alp Er Tunga’yı en es­ki ataları diye tanıdıklarını gösteren târih kayıtları vardır.  Alp Er Tunga’nın hatırası, bilhassa şehir hayatına alışan Türkler arasında asırlarca yaşamıştır. Bu, Türk hükümdarının İran destanı’ndaki adı Afrâsyâb’dır. MÖ. VII. Yy. da; Dîvânü: Lûgati’tTürk adıyla ve Arap dili ile Türkler’in ilk lügat ve grammer kitabını yazan Kâşgarh Mahmud’un bu kitabında, büyük Saka hükümdarının her fırsatta anıldığı görülür. Meselâ; Türk­ler’in en büyük başbuğlarına “han” denildiği bildirilirken, Afrâsyâb oğullarına “han,” fakat Afrâsyâb’a “hakan” denildiği söylenir.” Yâhud Türkçe “kaz” kelimesi açıklanırken, bunun aynı zamanda Afrâsyâb’ın kızının adı olduğu bildirilir. Hatta “Kazvin şehrinin asıl adı, “kaz oyunu”: Kaz oynı’dır. Çünkü Afrâsyâb’ın kızı orada oturur, orada oynarmış.” gibi yakıştırmalarla, yine onun hâtırası anılır. İle ırmağına akan büyük bir çayın adı; Kaz Suyu’dur, denilirken “Afrâsyâb’ın kızı, bu suyun kenarına bir kale yaptırmıştı; bu ad oradan kalmıştır” gibi bilgiler verilir,” M.S. XIV. yy sonunda yazıya geçirilen Dede Korkut Hi­kâyelerinde “güzel kız” demek olan “kaza benzer kız” tâbirinin kullanılması, bu hâtıranın Türk edebiyatına bıraktığı izler arasındadır.

    Alp Er Tunga’nın ölümü konusunda söylenmiş bir Sagu (ağıt, mersiye) ise, M.S. XI. Yy. a kadar yaşayarak, eserinde böyle hatıralardan örnekler alan Kâşgarh Mahmud tarafından yazıya geçirilmiştir. Bu mersiyenin Alp Er Tunga Destanının son bölümüne ait bir parça olması da mümkündür. Alp Er Tunga’ya, İranlılar arasında Afrâsyâb denildiği de İslâmiyet’ten sonra (M.Ö. VII. yy’da) yazılan Türk eserlerinden Kutadgu Bilig’in şu mısralarında bildiriliyor:

    Bu Türk belgelerinde atı belgülüg

     Tunğa Alp Er irdi kutı belgülüg

     Bedük bilgi birle öküş erdemi

     Biliglig ukuşlug budun ködremi

    Tacikler ayır ânı Afrâsyâb

    Bu Afrâsyâb tutdı iller talab

     

    “Türk beğleri içinde adı ve kutu tanınmış, Alp Er Tunga, büyük bilgili, çok faziletli bir hükümdardı. Bilgili, anlayışlı, me­ziyetli bir büyüktü. Tacik’ler (yani İranlılar) ona Afrâsyâb di­yorlar. Bu Afrâsyâb yağma ile illeri (dünyayı) tuttu.” mealinde­ki bu mısralarda Alp Er Tunga’nın Türk hâtıra ve hafızasındaki önemi meydandadır.” Kutadgu Bilig ve Dîvânü Lûgati’t­Türk gibi her iki XI. yy eserinde Alp Er Tunga’ya ayrılan bilgi ve mısralar bu Saka destanının o asırlarda hâlâ ne kadar yaygın olduğuna delildir.

    Fakat Alp Er Tunga’ya ait, geniş ölçüde destan mısraları Şehname isimli İran destanındadır.

    Şehname’de geniş yer tutan İran-Tûran savaşları boyunca, en büyük Turan kahramanı; önce şehzade sonra hükümdar ola­rak, Afrâsyâb’dır.

    Aynı savaşlarda İran zaferlerini ise, sırasıyla, Kabil Pâdişâ­hı Zâl, sonra Zâloğlu Rüstem ve nihayet İran hükümdarı Keyhusrev kazanır. Bu destanda anlatılan İran – Tûran savaşlarının çok kısa bir özeti şöyledir:

    Turan şehzadesi Afrâsyâb, babasının öğüdüyle, İran üzerine yürüdü. İki ordu Dihistan’da karşılaştılar.

    Boyu selvi gibi göğsü ve kollan aslan gibi ve fil kadar kuvvetli Afrasyâb İranlıları yendi. İran Padişahı, Afrâsyâb’ın eline İran’ın ilk intikamını, o zaman İran’a bağlı, Kabil Padişahı Zâl aldı. Fakat, Zal’in zaferi Afrâsyâb elindeki İran pâdişâhım kurtaramadı. Şah öldürüldü.

    İran tahtına geçen Zev de öldükten sonra Afrâsyâb, İran’ı almak için yeni bir savaş açtı. O târihte Zâl ihtiyar olduğundan kendi yerine oğlu Rüstem’i yolladı. İran ülkesinin yetiştirdiği en büyük kahraman Zâloğlu Rüstem Afrâsyâb üzerine yürüdü. Te­ke tek veya ordu hâlinde vuruşmalar yapıldı. Bitmez tükenmez savaşlar oldu. Bu savaşları çok defa Rüstem, bâzan Afrâsyâb kazanıyordu. Kâh Rüstem orduları Tûran’a giriyor. Çin’e kadar ilerliyor; Tûranlıları nerde bulsa öldürüyordu. Bazen, Afrâsyâb orduları İran’da ilerliyor, ekinleri yakıyor, kıtlık çıkarıyordu.

    Bir aralık İran hükümdarı Keykâvûs, hem oğlu Siyâvuş’u hem de Rüstem’i darılttı. Siyâvuş, Afrâsyâb’a sığındı; Türk kahramanlarından Pîran’ın kızıyla evlendi ve bu izdivaçtan do­ğan oğluna Keyhusrev adını koydu. Afrâsyâb, Siyâvuş’a kendi güzel kızı Ferengis’i verdi.

    Afrâsyâb uzun yıllar Turan’da hüküm sürerken Keyhusrev de büyüdü ve İranlılar tarafından kaçırılıp yurda pâdişâh yapıldı. Keyhusrev, Zâloğlu Rüstem’le işbirliği yaparak Turan ordularını yendi. Zamanla büyük hükümdar oldu. Afrâsyâb’la defalarca sa­vaştı. Bu savaşlar umumiyetle Afrâsyâb’ın yenilmesiyle bitti. So­nunda ordusuz ve yanlız kalan Afrâsyâb, kayalık bir dağda bir mağaraya sığınarak, uzun zaman, insanlardan kurtulmak istediyse de Keyhusrev’in adamları tarafından yakalanıp öldürüldü.

    Şehname şairi Firdevsî, pek tabiî olarak, Afrâsyâb’ı destanın en büyük kahramanı saymamış, ona ancak İran kahramanlarının şerefini artıran, yenilmesi müşkül bir kahraman şahsiyeti vermiştir. Fakat, bir düşman destanında o derece esaslı yer almak için bu Türk ve Turan hükümdarının İran halkı içinde ve İran ananesinde büyük iz bırakmış olduğunu kavramak güç değildir, Firdevs’inin destanını bütünleyen birçok menkıbeleri, Türk iki arasından derlemiş olması da mümkündür. Çünkü, bu İran şairi bir Türk devleti olan Gazneliler devrinde yaşamıştır. Sarayında Türkçe konuşulduğu iyi bilinen, milliyetçi hükümdar GazneIi Mahmud’un çevresinde yaşamış; ister istemez, Türkleri iyi tanımak mevkiinde kalmıştır.

    Bununla beraber İran destanında Türkler arasındaki destan ruhunu aksettiren çizgiler var denemez. İran destanını yazmak için otuz yıl heyecan duyan şair, malzemesinin bir kısmını Türkler arasından da toplasa onları İran ruhunun hoş şekilde söyleme hâline koymasını bilmiştir.

    Bu sebeple yukarıdaki özet, Türk milletinin Alp Er Tunga destanını tanıtmaz, ancak Alp Er Tunga’nın İran Destanı’ndaki izleri hakkında bir fikir verir. Fakat Şehnamenin Türkler arasın­da çok tutunduğu bir çağda yazılan Kutadgu Bilig ve Dîvânü Lûgati’t-Türk gibi M.S. XI. yy Türk eserlerinde Afrâsyâb’a ait hâtıraların canlanıp toplanması dikkate değer olaydır.

     

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .