Cevaplar ( 5 )

  1. Yukarı Mezopotamya’da(Güneydoğu Anadolu) kurulmuşlar, Toroslar ve Kapadokya’ya kadar yayılmışlardır.

    Anadolu’da ticaret kolonileri kurdular. (KÜLTEPE’de)

    Çivi yazısını Anadolu’ya öğreterek, Anadolu’da tarih devirlerini başlattılar.

    Tüm çivi yazılı eserleri başkentleri NİNOVA’da toplayarak, ilk KÜTÜPHANECİLİK ve ARŞİVCİLİK faaliyetini başlattılar.

  2. Asurlular, Yukarı Mezopotamya’da yaşamışlardır. Yaşadıkları topraklar tarıma elverişli olmadığı için hayvancılık ve ticaret ile uğraşmışlardır. Askerî güce dayalı bir imparatorluk kurmuşlardır.

    *M.Ö. 2000  yıllarında Asurlular(Merkezleri Ninova’dır.), Anadolu’da ticaret kolonileri(Karum adlı pazar yerleri Kültepe, Alişar ve Boğazköy’de) kurarak hem ticareti geliştirmişler, Ticareti canlandırmak amacıyla Sard’dan başlayıp Ninova’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu kullanmışlardır.

    Kayseri yöresindeki Kültepe’de ticaretle ilgili Asurca birçok tablet bulunmuştur. Wabartum denilen dinlenme merkezleri kurmuşlardır.

  3. Başkentleri NİNOVA dır.
    Anadoluda; Kültepe, Alişar ve Boğazköyde ticaret kolonileri kurmuşlardır.

    Yazıyı Anadolu’ya taşımışlardır.
    Ticareti canlandırmak için KRAL YOLU nu kullanmışlardır.
    Anadoludaki ilk yazılı kaynaklar olan KÜLTEPE TABLETLERİ ni oluşturmuşlardır.
    Tarihte bilinen İlk Kütüphaneyi Ninova’da kurmuşlardır.
    Heykelcilikte gelişmişlerdir.

  4. M.Ö. 2000-M.Ö. 1800 yılları arasında, Asurlular, Eski Asur krallığı döneminde Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuşlardır.

    Doğal kaynakları Anadolu’da satın almışlar ve işleyerek tekrar ticari meta olarak Anadolu halklarına satmışlardır.

    Yeni Asur döneminde, Mezopotamya ve Anadolu’nun doğu yarısında egemen olmuşlardır. Savaşçı bir millet olan Asurların bu dönemde dünya kültürüne en büyük katkıları savaşlarda kullanılan silahların geliştirilmesi ve ordu kurma düzenidir.

    Ayrıca, savaşlarda acımasız olmaları, ele geçirilen kentlerin surlarını bile temellerine kadar sökmeleri dikkat çeken unsurlar olmuştur.

  5. Ur Sülalesi’nin çöküşünden sonra kuzeyde büyük bir siyasi güç olarak Assur, güneyde ise din ve kültür merkezi olarak Babil öne çıkmıştır. Anadolu’da MÖ. 1950-1750 yılları arasında yaşanan Assur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Assurlu tüc­carlar Anadolu’ya ticaret yapmaya gelmişlerdir. Anadolu’daki ana ticaret merkezi (bugün Kayseri il sınırları içindeki Kültepe ören yerinde bulunan) Kaniş Neşa ken­ti idi. Tüccarlar genellikle tunç yapımında kullanılan kalay ve çeşitli kumaşlar satı­yorlar, karşılığında da altın ve gümüş alıyorlardı. Anadolu’nun yazı ile tanışması ve tarihî çağlara girmesi de yine Assurlu tüccarlar sayesinde olmuştur.

    Kuzey Mezopotamya’da MÖ.13. yüzyılda Assur kralı I. Salmanasar, Hurri-Mitanni Devleti’ni yıkarak Assur egemenliğini kesin olarak başlatmıştır. MÖ. 10. yüz¬yıldan yaklaşık MÖ. 7. yüzyılın sonlarına kadar süren Assur yönetimine Yeni Assur Krallığı denmiştir. Bu dönemde yoğun bir yayılma politikası benimsenmiştir. An¬cak Güney Mezopotamya’da Babil, egemenliğini korumuştur. Babil dışında Doğu Anadolu’da Van Gölü ve çevresi merkez olmak üzere güçlü bir krallık kuran Urartular ve İran’daki Medler de bağımsız birer güç durumundaydılar. Assur birçok krallığı egemenliği altına aldığı gibi Mısır’a yapılan büyük seferlerle Mısır’ı da yağmalamıştır. Yeni Assur Krallığı’nın en geniş sınırlara ulaştığı dönemde Medler ve Babilliler, İskitler ile birleşerek Assur’a savaş açmış ve sonunda Yeni Assur Devleti’nin yıkılmasına (MÖ.612) neden olmuştur.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .