Bu dönemdeki Osmanlı eğitim sistemindeki eksiklikler hakkında neler söyleyebilirsiniz ? (18-19. YÜZYILLAR)

Soru

1878 yıllarında İzmir Rüşdiyesinde öğrencilik yapan Halit Ziya Uşaklıgil, anılarında, buralardaki öğretimin nasıl yapıldığını şu şekilde tasvir etmektedir:
“Sonunda bir bilgi yükü ile mektepten çıkan genç ne İranlı çaycıya dört kelimelik Farisî bir cümle söyleyebilir ne Arapça bir Mısır gazetesinin on satırlık bir fıkrasını anlardı. Coğrafyadan Paris’le Berlin’i az çok kendi yerlerinde bulabilse New York ile Şikago’yu hayalinde tamamıyla bulamaz, hele Türkiye idare bölümlerini hiç bilmezdi. Hesaba gelince en büyük marifet şu idi: Dört amele sekiz arşın uzunluğunda, iki arşın eninde, bir buçuk arşın derinliğinde bir duvarı altı günde bitirirlerse iki amele kaç günde bitirirler? İşte size en zor ve en korkunç bir problem. Türk gençleri iş âlemine girerse öteki mekteplerden yetişen çeşitli milletlerden gençlere bununla karşı koyacaklardı. Türkçeden nihayet vilâyet mektubî kalemine yahut muhasebe odasına mülâzım (stajyer) olarak kabul olunabileceklerdi”
Bu dönemdeki Osmanlı eğitim sistemindeki eksiklikler hakkında neler söyleyebilirsiniz ?

1 Cevap 612 görüntüleme

Cevap ( 1 )

  1. 19.yüzyılda Tanzimat Dönemine (3 Kasım 1839 ) kadar olan dönemde Klasik Dönem eğitim kurumları bozularak yetersiz kalmıştı. Tanzimat sonrası ise her ne kadar eğitim politikasında “Osmanlıcılık” fikri ile bir takım iyileşmeler yapılması dahi yeterli iyileşme sağlayamamıştı.

    Ünlü edebiyatçımız Halit Ziya Uşaklıgil’in 1878 yıllarında İzmir Rüşdiyesinde öğrenci olduğu dönemde söylediği gibi, bu dönemde eğitim sistemi o derece kötüdür ki, ne dil eğitimi ne coğrafya ne matematik eğitimi tatmin edici seviyedeydi.  Dil  eğitiminde öğrenciler ne Farsça ne Arapça’yı  kendilerini ifade etmeye yetecek birkaç kelime kullanabilecek, birkaç satır okuyup anlayabilecek kadar bile bu dilleri öğrenememekteydi. Coğrafya derslerinde hangi ülke nerede, hangi ülkenin başkenti neresidir, Türkiye’nin illeri, ilçeleri neler , vali kaymakam nedir öğrenememiş bir şekilde mezun olurlardı. Matematik ise 4 işlemden ileri gidememişler, diğer mekteplerden yetişen çeşitli milletlerden gençlere göre ancak çalışacakları işlerde stajyer olurlardı.

    Dönemde  1869’daMeclis-i Maarif-i Umûmiye isimli Eğitim başkanlığı kurulmuş, eğitim öğretim zorunlu hale getirilmişti. Köy ve mahallelerde sıbyan mektepleri, kasabalarda Rüştiyenin (şimdilik ortaokul) devamı niteliğinde idadiler (şimdiki liseler) açılmıştı  Yeni eğitim metodları ve araçları ile eğitim güçlendirilmeye çalışılmıştı.  Lise muadili  olarak Galatasarayda açılan Mekteb-i Sultani ‘de idarecilerin çoğu Fransızdı. 1877 yılına kadar Türklerden ziyade gayrimüslim çocuklarının gitmiş oldukları eğitim kurumları hâline gelmişti.  Yüksek öğretim kurumu olarak açılan Darülfünun (1963-1982) da  19 yıllık döneminde sadece birkaç yıl eğitim verilebilmiş, halk ilgi göstermemişti. II. Abdülhamit, 1982’de Darülfünun-u Şahaneyi kurmuş,  II. Meşrutiyet’in ilanına kadar bu okul aralıksız eğitim ve öğretime devam etmişti.

     

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .