Cevap ( 1 )

  1. Demokrat Parti, tek parti döneminin baskıcı politikasını uyguladı ve kendisini iktidara getiren demokrasinin en önemli ilkesini yani karşıt grup ve görüşlerin yaşama ve gelişme hakkını sınırlandırdı. 

    Demokrat Parti, Batı dünyası ile ekonomik ve siyasal bütünleşmeye önem verdi. Bunun için Batı’ya ödünler verdi. (Örneğin NATO’ya kabul edilebilmek için Kore’ye asker gönderilmesi) 

    Batı’yla bütünleşmeye bu kadar önem verilmesinin nedeni, ekonomik kalkınmanın dış yardım ve borçlarla yapılmak istenmesiydi. DP, bütün gücünü ekonomik kalkınmaya verdi. 

    Bu dönemde ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal açıdan büyük bir hareketlilik başladı.

       Devlet eliyle özel kesimin desteklenmesine hız verildi. Yeni zenginler yaratıldı ve bir yandan burjuvazinin gelişmesi sağlandı, bir yandan da partiyi destekleyecek bir taban oluşturuldu. Özel girişimcilerin belirli bir sermaye birikimine ulaşmalarıyla ekonomi büyüme sürecine girdi.

    2. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye, Amerika’dan Marshall yardımlarıyla desteklenen tarım hızla gelişme gösterdi. Türkiye bu yardımlarla tarımsal üretimi artırmaya yönelik tarımsal araç gereç ithalatında bulunmuştur.

    Savaş sonrasında tarımsal alan %60 oranında genişlemiştir. Bu dönemde tarımda makineleşme yoğunluk kazanmış ve on yılda traktör sayısı çok fazla artmıştır (1924’te 220 olan traktör sayısı, 1956’da 43.727’ye ulaşmıştır). 

    Tarımda makineleşme önemli toplumsal değişimleri beraberinde getirmiştir. Kırsal kesimde tarımsal üretimdeki verimlilik artarken, iş gücü fazlalığı ortaya çıkmıştır. Köyden kente göç başladı.

    Bu yıllarda Türkiye’de kentlerin nüfusu hızla artmaya başlamış ve gecekondulaşma, işsizlik ve kentsel altyapı eksikliği, ülkenin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. 

    Türkiye’de kente göç edenleri istihdam edebilecek iş olanakları yoktu. Çünkü Türkiye, sanayileşmede yeterli düzeye erişmemişti. Bu nedenle köylerden kentlere göç eden insanların çoğu geçimlerini sağlamak için iş güvencesi olmayan geçici işlerde çalışmaya başladılar. 

    Karayolu yapımına hız verildi, demiryolları yapımı neredeyse durdu.

    Kore Savaşı yıllarında Amerika ve Kanada kendi ürettikleri tahılı stokladıkları için Türkiye’nin ürettiği tahıl, uluslararası pazarda yüksek fiyatla alıcı buluyordu. Bu da Türkiye’ye bir miktar dövizin girmesi demekti. Ancak Kore Savaşı sona erince Amerika elindeki tahıl stokunu pazara sürdü ve tahıl fiyatları hızla düştü. Bu da Türkiye’nin tarımsal üretimden elde ettiği döviz girdilerinde önemli düşüşlere yol açtı. 

    Bu dönemde Liberalizme ilişkin bütün beklentilere rağmen devlet yatırımların %40-50’sini yapmak zorunda kaldı. 1950–1960 arasında 17 kamu iktisadi teşekkülü (KİT) kuruldu.  Devletin ekonomideki ağırlığının arttığı bir dönem olmuştur. Demokrat Parti’nin tarımı destekleme çalışmaları ülkenin kalkınması için yeterli olmamıştır. 

    Türkiye’de 1954 yılı sonundan itibaren ekonomide büyüme durdu, dış ticaret açığı büyük hızla arttı, büyük bir döviz sıkıntısı başladı. Toplumsal anlamda da duraklama yaşanmıştır. 

    1958’de IMF’den ilk dış borç alındı.

    Ekonomik sorunların, ülkede siyasal ve toplumsal gerginliği artırması 27 Mayıs 1960 İhtilali’ne zemin hazırladı. 

    Başbakan Recep Peker döneminde alınan “7 Eylül 1947 Kararları” ile Türk lirasının değeri ABD doları karşısında %50 düşürüldü. 

    Türkiye’de devletçi ekonomiden, liberal serbest pazar ekonomisine geçişin ilk adımı bu kararlarla gerçekleştirildi 

    TBMM 8 Ağustos 1951’de halkevlerini ve halkodalarını devletleştiren bir yasayı kabul etti.  

    CHP’nin son dönemlerinde içi boşaltılmaya başlanan Köy Enstitüleri, 1954’te klasik ilköğretmen okullarına dönüştürüldü.

    Başta caz olmak üzere Rock and Roll gibi müzik türleri Türkiye’yi etkisi altına aldı. 

    Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Neşet Ertaş bu dönemde ünlenen isimler oldu. 

    Hollywood ve Batı sineması Türkiye’de etkisini hissettirmeye başladı (Ömer Lütfi Akad’ın Vurun Kahpeye filmi gibi).

    Bu dönem yazar ve şairleri “sosyal gerçekçilik” akımına bağlı kaldılar. 

    Şiir alanında Garip Akımı’na karşı “İkinci Yeniler” ortaya çıktı. Bu dönemin diğer akımı ise “Hisarcılar Grubu”dur. 

    Sağlıkta ise Verem Hastaneleri ile Ankara Ebe ve Hemşire Okulu hizmete açıldı. 

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .