Cevap ( 1 )

  1. Hukuk, toplum düzenini sağlayan ve devlet gücü ile güçlendirilmiş kuralların bü­tünüdür. Hukukun bu tanımı bize, insanların ancak toplum hâlinde yaşamaya baş­ladıklarından ve en ilkel anlamı ile bir devlet kurduktan sonra ortaya çıktığını gös­terir. Tarihî çağlardan önceki toplumlar, her türlü hukuki işlerini gelenek hâline gelmiş kurallara göre yürütüyor olmalıydılar.

    Sümerlerde gelenek hukukundan yazılı hukuka ilk defa hangi kentte ve ne za­man geçildiği bilinmemektedir. Sümerler her çeşit alım satım işlerini, değiş tokuş, kira, ödünç verme ve faiz gibi ekonomik hayatın işlemlerini kil tabletler üzerine çi­vi yazısı ile yazdıkları gibi, sosyal hayatın evlenme, boşanma, miras, evlatlık alma gibi olaylarını da belgelemişlerdir. Adaletin koruyucusu olarak Güneş Tanrısı (UTU) ‘nı kutlamaktaydılar. Çünkü Güneş, nasıl karanlıkları aydınlatırsa, tanrının faili meçhul gizli işleri de öyle aydınlatacağına inanıyorlardı. Adaletin yeryüzünde­ki temsilcisi hâkimlerdi. En büyük hâkim, başyargıç ise kraldı. Fakat onun mahke­mede bulunamadığı hâllerde, kralın vekilleri olarak Sukkaller davalara bakarlardı. Mahkemeler tapınağın veya şehrin kapısında yapılırdı.

    Mezopotamya’nın çeşitli kentlerinde bulunan binlerce tablet arasında kanunla­rın yazılı olduğu tabletler veya Hammurabi Kanunları’nda olduğu gibi üzerine ka­nun maddeleri yazılı steller bulunmuştur. Güney Mezopotamya şehirlerinde Sü­merler egemen oldukları sürece bu kanunlar Sümerce yazılmıştır. Fakat Amurru is­tilasından sonra, Samî dilde yani Akkadca yazılmışlardır. Sümerlerde Urukagina ilk yazılı reformları ile tanınan bir kraldır. Mezopotamya’da bugüne kadar bulunan kanunlar yazılış sırasına göre şunlardır:

     

    Sümerce Yazılı Kanunlar:

    • Urukagina Kanunu
    • Ur-Nammu Kanunu
    • Ana îttişu Kanunu
    • Lipit-îstar Kanunu

    Akkadca Yazılı Kanunlar:

    • Eşnunna Kanunu
    • Hammurabi Kanunları
    • Orta Assur Kanunları

     

    Bütün bu kanunlar standart bir kalıp için­de yazılmıştır. Her kanunun; 1) Ön söz (pro­log) 2) Maddeler 3) Netice (epilog) olarak üç bölümden oluşması gerekiyordu. Sümer ka­nunlarında cezalar daha çok maddi, para ce­zası olduğu hâlde, Sami kavimlerin kanunla­rında ağır cezalar vardı. Talion denilen Kısa­sa kısas cezası Sümerler tarafından bilinmez,

     

    Hammurabi Kanunları’nda ise bu prensibe geniş ölçüde yer verilir.

    Sümerlerle başlayan bu kanun formülü, daha sonraları MÖ. 2. binyılda Hititler ve hat­ta MÖ. 1. binyılda îbraniler tarafından da kul­lanılmıştır. Eskiçağ’da kanun koyucular kötü­lük yapan, vicdansız kişilerle savaşmaya çalışmışlardır. Bunun için Eski Doğu ka­nunlarında fîyat tarifeleri görülür. Serbest meslek sahipleri olan hekim, mimar vb. kişilerin ücretleri saptanır, kiralar dondurulurdu.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .