Cevap ( 1 )

  1. Din: Sülalelerden önceki dönemde hayvan biçimli tanrılar vardı. Bunlar totem din inanışından kaynaklanmaktaydı. Totemler zamanla nomelerin tanrıları düzeyine yükselmişlerdir. Daha sonra tanrılar insan biçiminde düşünülünce hayvan totemle­rinin bazı uzuvları insan vücuduna eklenmiştir. Böylece hayvan başlı insan vücut­lu tanrı betimlemeleri ortaya çıkmıştır.

    Belli başlı Mısır tanrıları şöyleydi: Gök Tanrıçası Nut; Yer Tanrısı Geb; Hava Tanrısı Şu; Gökyüzü Tanrısı Şahin Başlı Horus, Güneş tanrıları Şahin ya da Şahin Başlı Ra, Amon ve Aton; Ay Tanrısı Hons; Timsah ya da Timsah Başlı Suların Tan­rısı Sobek; Apis Boğası; Balıkçıl Kuşu Başlı Yazma ve Sayma Tanrısı Thoth; Yaban Eşeği Başlı, Düzensizliğin, Çöllerin, Fırtınaların ve savaşın tanrısı Set; Mumyalama ile ilgili Nekropolis Tanrısı Çakal Başlı Anubis; Ölüm ve Öbür Dünya Tanrısı Osiris; Osiris’in Karısı Koruyucu Tanrıça îsis; Aslan ya da Kedi Başlı Savaş Tanrıçası Bastet; Mumya Biçimli İnsan Şeklinde Bereket Tanrısı Min; Aile Tanrısı ve Genç Kızların Koruyucusu Bes; Su Aygırı ve Hamile Kadın Vücudu Karışımı Olan Hami­le Kadınların Koruyucusu Taveret, Doğruluk ve Adalet Tanrıçası Ma’at.

    3.Amenofis (Eknaton) Güneş Tanrısı Aton dinini önermiş ancak güneşi tek tanrı olarak kabul ettirmeye dayalı bu dini yaymakta başarılı olamamıştır. Onun ölümünden sonra eskiden olduğu gibi Amon dinine geri dönülmüştür.
    Dinî tapınımlar rahipler tarafından yürütülüyordu. Önemli kült merkezleri ara­sında Heliopolis, Memfis, Abidos ve Teb şehirleri yer almaktaydı.

    Ölü Gömme Gelenekleri: Mısır’da yaşam süresi kısa olduğu için yirmili yaşla­rına ulaşacak kadar uzun yaşayanlar mezarlarını planlamaya başlarlardı. Ölen kişi­nin ölümden sonraki yaşamına karar verilen bir duruşma, tanrılar katında yapılır­dı. Duruşmaya Osiris başkanlık ederdi. Duruşmada ayrıca ölünün önünde yalvar­mak zorunda olduğu kırk iki yargıç bulunurdu. Anubis ölümlüler ülkesinde ger­çekleştirilen kalbi teraziye koyma seremonisine de eşlik ederdi. Ölünün kalbini terazinin bir gözüne koyardı. Terazinin diğer tarafına da dürüstlüğü ifade eden bir tüy konulurdu. Kalp tüyden daha hafif gelirse kişinin iyi bir hayat geçirdiği kabul edilirdi ve yeni hayatına geçişine izin verilirdi. Kalp tüyden ağır gelirse, günahkâr ölünün kalbi korkunç bir canavar tarafından yutulurdu. Bu sırada bütün olup bite­ni tanrıların kâtibi tanrı Thoth yazarak not alırdı.

    Sülaleler öncesi dönemde ölüler çöl kenarına açılan çukurlara gömülüyor ve sı­cak kum cesedin nemini alarak, kurumasına neden oluyordu. Bunu tesadüfen gö­ren Mısırlılarda öldükten sonra ruhun bedene tekrar girip öbür dünyada yaşamaya devam edebilmesi için, bedenin korunması gerektiği inancı gelişti. Bu nedenle ce­setlerin mumyalanması gerekiyordu. Sülalelerin başlangıcından hemen önce ceset­ler sandukalara konulmaya başlandı ve kum ile temas kesildi. Bu nedenle de ce­sedi korumak için mumyalama tekniği geliştirildi. Mumyalama işleminin gerçekleş­tirildiği mekân taşınabilir, ölünün evi yakınına kurulan bir çadır veya tapınaklarla bağlantısı olan özel bir mumyalama yeriydi.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .