Cevaplar ( 4 )

  1. Orta Anadolu’da (Sakarya nehri çevresinde) MÖ. 800 yıllarında (1000-600) devlet kurdular. Başşehirleri (Ankara yakınlarındaki) GORDION‘du.

    Kimmerler tarafından yıkıldı.

    Friglerin en büyük Tanrıları KİBELE ‘dir.

    Kuyumculuk ve Kaya mimarisi gibi sanat dalları gelişmiştir. Tarıma oldukça önem vermişlerdir.

    Fibula adı verilen çengelli iğneyi icat ettiler.

    Frigler dokumacılıkta ileri gitmişlerdir. Frigyalılar TAPETES adı verilen halı ve kilimleri ile ünlüdürler

    Dini merkezleri Midas’tır

  2. Merkez Gordion’dur. (Ankara – Polatlı) Bir iç batı Anadolu medeniyetidir.

    Tarım çok önemli olduğu için tarıma dayalı cezalar çok ağırdır.

    Kuyumculuk, önemli ticaret yolları üzerinde olmaları nedeniyle gelişmiştir.

    Müzik, kaya mimarisi ve dokuma alanlarında ilerlemişlerdir. (Tapates adıyla bilinen halı ve kilimler)

    Kimmerler son vermiştir.

    Kibele tapınakları, Midas’ın mezarı önemli eserleridir.

  3. Hititlerden sonra Orta Anadolu da GORDİON merkezli olarak kurulmuş( Ankara-Polatlı)
    Kendilerine ait bir alfabeleri vardır.
    Kuyumculuk ve kaya oymacılığında ilerlemişler.
    Kybele adını verdikleri ana tanrıçaya inanmışlar
    Tümülüs tipi mezarlar yaygındır.
    Megaron tipi ev mimarisi yaygındır.
    Ticaret yolları üzerinde bulunmalarına rağmen tarımla uğraşmışlar. Tarımı geliştirmek için kanunlar yapmışlar

  4. Frig Krallığı

    Antik batı kaynaklarındaki bilgilere göre Avrupa’da oturdukları sırada Brygler ya da Brigler adını taşıyan Frigler, MÖ. 1200’lerden başlayarak Makedonya ve Trak­ya’dan Boğazlar yolu ile Anadolu’ya göç eden Trak boylarından biridir. Friglerin başlangıçta Troya ve çevresini ele geçirdikleri, zaman içinde Askania Gölü (İznik Gölü) kıyıları ile Sangarios (Sakarya) Nehri Vadisi’ne doğru yayıldıkları anlaşılmak­tadır. Frigler, buradan güney ve doğu yönde genişleyerek Anadolu içlerine yayıl­maya devam etmişler, MÖ. 11. yüzyıla doğru Polatlı yakınlarındaki daha sonra baş­kentleri olacak olan Gordion (Yassıhöyük)’a ulaşmışlardır.

    MÖ. 8. yüzyılın sonuna doğru kent, Anadolu kervan yollarının doğu-batı tica­retinde giderek önem kazandığı bu dönemde Friglerin başkenti konumuna yüksel­miştir. Frig Devleti’nin bilinen ilk kralı, başkent Gordion’a adını vermiş olan Gor- dios’tur (MÖ. 8. yüzyılın ilk yarısı). Kral Gordios’tan sonra, Frig tahtına oğlu Midas (MÖ. 742 veya 738) geçmiştir. Midas, bir yandan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Urartu, Kuzey Suriye ve Assur ile diğer yandan batıda Batı Anadolu sahilleri ve Kı­ta Yunanistan ile ilişkiye giren Anadolu’nun ilk Demir Çağ kralı olarak haklı bir üne sahip olmuştur. Onun döneminde Frig Devleti’nin yayılım alanının sınırları ke­sin olarak saptanamamakla birlikte Kızılırmak Nehri’nin doğusunda Çorum, Tokat ve Kırşehir; kuzeyde Samsun; güneyde Niğde ve Konya; güneybatıda Burdur ve Elmalı Ovası; batıda Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya; kuzeybatıda Bandırma yörelerine kadar etki alanlarını genişlettikleri anlaşılmaktadır. Kızılırmak’ın batısın­da Ankara, Polatlı yakınlarında Hacıtuğrul-Yenidoğan Höyüğü, Eskişehir yakınla­rında Pessinus (Ballıhisar) ve Dorylaion (fiarhöyük); doğuda eski Hitit başkenti Hattuşa, Çorum’un kuzeyinde Pazarlı, Yozgat yakınlarında Alişar ve Kerkenes, Kır­şehir yakınlarında Kaman Kalehöyük önemli Frig merkezleridir.

    Friglerin siyasi ve kültürel olarak en güçlü oldukları kesim, Yukarı Sakarya va­disinde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasındaki Dağlık Frigya olarak tanımlanan bölgedeki Frig Vadileri’dir. Frig Vadileri’ndeki özgün Frig yerleşmeleri, yüksek, kayalık platolar üzerine kurulmuş olan kale tipi yerleşmelerden oluşmak­tadır. Kalelerde olasılıkla yönetici sınıf oturmaktaydı. Halk ise kalelerin eteklerin­de köy niteliğindeki yerleşmelerde yaşıyor olmalıydı.

    MÖ. 7. yüzyılın ilk yarısında Kafkasya üzerinden gelen göçebe Kimmerler Ana­dolu’yu kasıp kavurmuştur. Frig başkenti Gordion’un da bu felaketten etkilendiği, antik batı kaynaklarında kral Midas’ın, Kimmerli istilacılara karşı aldığı yenilgiye dayanamayıp boğa kanı içerek intihar ettiği bildirilmektedir. En görkemli çağını yaşadığı sırada uğradığı Kimmer baskını ve kral Midas’ın ani ölümü karşısında Frig Krallığı’nın politik gücü sona ermiştir. Ancak, bu olay geniş anlamda ele alındığın­da Frig egemenliğinin sonu, Friglerin tamamen tarih sahnesinden çekilmesi demek değildir. Ancak, Gordion artık güçlü bir devletin başkenti olmayıp, yalnızca bölge­sel bir merkez durumundadır. Frig beyleri, bu topraklarda M.Ö. 590 yılındaki Lid- ya Kralı Alyattes (MÖ. 6l0-560)’in Kızılırmak seferine değin bağımsızca; bu tarih­ten MÖ. 547/46 yılındaki Pers istilasına kadar da Lidya Krallığı’na bağımlı prenslik­ler halinde varlıklarını devam ettirmişlerdir. Lidya Krallığı’nın yıkılışından sonra Frigya, iki yüz yılı aşkın bir süre Pers împaratorluğu’nun bir parçası olmuştur. As­kerî ve idari planda kalan Pers egemenliği boyunca yerli halk, büyük ölçüde gele­neksel yaşam biçimi ve kültürlerini sürdürmeye devam etmiş, eski Frig dili ve ya­zısı en azından MÖ. 4. yüzyıla, hatta 3. yüzyıla kadar kullanılmıştır.

    Frig ekonomisinin temeli öncelikli olarak tarıma ve hayvancılığa dayanıyordu ve nüfusun büyük bir bölümü köy niteliğindeki yerleşmelerde yaşıyor olmalıydı. Bu noktada merkeze bağlı soylu beylerin etrafında toplanmış, birbirinden ayrı böl­gelerde hüküm süren, feodal yapılı bir Frig devlet yönetiminden söz edilebilir. Çift­çilikle geçinen köylü sınıfının yanında madencilik, ahşap işçiliği, dokumacılık gibi farklı endüstri kollarında çalışan zanaatkârlar, tüccarlar, merkezî yönetimden so­rumlu bürokratlar ve rahiplerden oluşan, kent niteliğinde büyük yerleşmelerde ya­şayan aydın bir Frig halk tabakasının varlığı da açıktır.

    Friglerin Hint-Avrupa karakterli, Trak ve Eski Yunanca ile ilişkili dilleri ve Fe­nike alfabesinden alınmış bir alfabeleri vardır. 20 kadar harften oluşan Frig alfabe­si ile yazılmış en erken Frig yazılı belgeleri MÖ. 8. yüzyılın ikinci yarısında görü­lür. Bunlar kaya anıtları, nişler, sunaklar ve çanak çömlekler üzerine kazınmış, kı­sa yazıtlar ve kelimelerden oluşur. Aynı sözcük ya da sözcük gruplarının tekrarlan­mış olması nedeniyle Frig yazısı bugün okunabilmekle birlikte henüz çözülememiş bir dildir.

    Ana tanrıça Matar, Frig dininde en önemli ilahedir. Bir doğa tanrıça­sı olarak Matar’ın kutsal alanları, kent dışında, su kaynakları ve verimli tar­laların yakınlarındaki kayalık yerler­de kurulmuştur. Ana kayaya oyulmuş fasadlar (yapı ön cepheleri), basa­maklı sunaklar ve nişler Frig dini ta- pınımlarının somut tanıklarıdır. Hep­si birer açık hava tapınağı olan bu anıtlar Frig Vadileri’nde yoğundur. Yazılıkaya-Mi- das fiehri’nde yer alan Midas Anıtı, Frig fasadlarının en büyüğü ve görkemlisidir. Ay­rıca, Yazılıkaya-Midas Vadisi’nde, Areyastis Anıtı, Kümbet Vadisi’nde Bahşayiş Anıtı; Köhnüş Vadisi’nde Aslankaya Anıtı Frigler’in en önemli kült anıtlarını oluşturur.

    Friglerde inhumasyon ve kremasyon olmak üzere iki tip ölü gömme geleneği uy­gulanmıştır. Frig soyluları, ya tümülüs mezarlara ya da kayalara oyulmuş oda mezar­lara gömülmekteydi. Tek kişilik ve bir defa kullanılan tümülüs mezarlarda mezar oda­sı ahşaptan bazen de basit bir çukur şeklinde yapılmıştır. Ölü ve mezar hediyeleri oda içine yerleştirildikten sonra oda­nın tavanı örtülüp üzerine top­rak, nadir olarak da küçük taş yığılmıştır. Tümülüs mezarlar en yoğun başkent Gordion’da bu­lunmuştur. Bunlar içinde en görkemlisi son yıllarda ilk kral Gordios’a ait olduğu düşünülen, 300 m çapında 53 m yüksekli­ğindeki Büyük Tümülüs’tür.

    Kaya mezarları, çoğunlukla Frig kalelerinin ya da yakın çev­resindeki kayaların yerden ula­şılması güç ve dik yüzeylerine oyulmuştur. Aile mezarı olarak kullanılan bu mezarlarda genellikle odaların içi aynen ahşap bir mimariyi andırır şe­kilde işlenmiştir. Bunlardan bazılarında cephe anıtsal ölçekli kabartmalarla süslen­miştir. Bu tip mezarların en anıtsal örneğini Köhnüş Vadisi’nde bulunan Aslantaş Me­zarı oluşturmaktadır.

    Orman bakımından zengin bir bölgede yaşayan Friglerin en özgün sanat dalı mobilyacılıktır. Metal çivi kullanılmaksızın, ağaç çiviler ve geçmelerle birbirine tut­turulmuş masalar, tabureler ve servis sehpalarına ait çok güzel örnekler Gordion tümülüslerinde bulunmuştur. Bunlar Frig bezeme sanatına özgü geometrik bezek­li oyma ve kakmalarla süslenmiştir. Friglerde maden endüstrisi de çok gelişmiştir. Kazma, balta gibi demir aletlerin yanında tunçtan döküm ve dövme tekniğinde ya­pılmış makaraya benzeyen kulpları olan kâseler, günümüz hamam taslarının atası olan ortası göbekli kaseler, büyük kazanlar, kepçeler, kemerler ve fibulalar Frig maden sanatının özgün örneklerini oluşturmaktadır. Ege dünyasında MÖ. 2. bin- yıldan beri bilinen fibulalar, tümülüs mezarlar gibi Anadolu’da ilk kez Frigler tara­fından kullanılmıştır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .