Cevaplar ( 2 )

  1. Hitit Devleti feodal ve teokratik bir yapıya sahiptir. Devletin başında Tabarna de­nilen egemen bir kral, Tavananna (egemen kraliçe) unvanını taşıyan büyük krali­çe yer almaktadır. Eski Hitit Devleti kurulduğunda devletin yasama gücünde kra­lın yanında Panku(ş) adı verilen bir soylular meclisi bulunmaktaydı. Bu meclis kralın tek başına karar verme yetkisini sınırlamaktaydı. Kral soyundan birine veri­len ölüm cezası ile kralın seçeceği veliahdın bu meclisin onayından geçmesi gere­kiyordu. Ancak, imparatorluk döneminde devletin giderek güçlenmesi ile yönetim şekli mutlakiyete dönüşmüş ve Panku(ş) ortadan kalkmıştır.

    Hitit kralları, tanrıların yeryüzündeki temsilcileriydi. Ancak, Mısır ve Mezopo­tamya krallarından farklı olarak Hitit kralları hiçbir zaman Tanrı-Kral olmamışlar­dır. Onların öldükten sonra tanrı olduklarına inanılmaktaydı. Görevlerinin başında başrahiplik, başkumandanlık ve başyargıçlık en önde gelmektedir. Veraset yoluy­la geçen krallık makamında kral yerine geçecek veliahdı kendisi hayatta iken be­lirliyordu. Sarayda kraldan sonra en önemli şahsiyet kraliçe idi. Hitit kraliçeleri, saraylardaki resmi kabullerde, tapınaklarda yapılan dini törenlerde kralla birlik­te bulunur, devletin resmî evrakları ve antlaşmalar üzerine kralla beraber mührü­nü basardı.

    Devlet, feodal bir yapıya sahipti. Küçük feodal krallıklar, devlete her yıl belli bir miktar vergi ödemek, savaş zamanlarında da asker, at ve savaş arabası yardı­mında bulunmakla yükümlüydüler. Devletin doğrudan kendisine bağlı olan top­rakları da birtakım yönetim bölgelerine ayrılmıştı. Buralarda saraya mensup prens­ler vali olarak görev yapmaktaydı.

    Hitit toplumunda halkın çoğunu vergi vermekle yükümlü hür insanlar oluş­turmaktaydı. Bunlar arasında soylular, tüccarlar, zanaatkârlar ve köylüler yer al­maktadır. Sosyal tabakalaşmanın en alt grubunu köleler oluşturmaktaydı. Bunlar, alınıp satılabiliyor, kiralanabiliyorlar veya veraset yoluyla başkalarına geçebili­yorlardı. Buna karşılık mülkiyet haklarına sahiptiler ve kimi hakları yasalar ile güvence altına alınmıştı. Bunların yanında savaşta ele geçirilen ülkelerden sürü­lerek Hitit ülkesine getirilen insanlardan oluşan bir başka grup daha vardı. Sümerce NAM.RA (yarı hür) olarak tanımlanan bu insanlar, ucuz iş gücü olarak ye­ni kurulan ekonomik merkezlerde toprağa bağlanarak oturmaya zorunlu kılın­maktaydılar. Tapınağa bağlı tarlası ve evi olan NAM.RA lar yer değiştiremezlerdi. Hitit toplumunun en küçük birimini aile oluşturmaktaydı ve aile reisi erkekti. Ai­le yapısını ilgilendiren evlenme, boşanma, evlat edinme ve miras gibi konular yasaların denetimi altındaydı.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .