Cevap ( 1 )

  1. Lale Devri hakkında özetle şunları söyleyebiliriz:
    Osmanlı Devleti, artık kaybettiği toprakları geri alma umudunu tamamıyla kaybet­meye başlamıştı. Böylece mutlak bir barış siyaseti izlenerek devletin içyapısında bazı düzenlemelerin gündeme geleceği Lale Devri’ne girilmiş oldu. 1718- 1730 yıl­ları arasını kapsayan bu yenileşme dönemine, İstanbul’da yoğun olarak lale yetiş­tirilmesinden ve lalelerin dünyaya yayılmış olmasından dolayı bu isim verilmişti.

    1. Ahmet döneminde devlet erkânı, Pasarofça yenilgisinden sonra Avrupalıların üstünlüğünün nedenlerinin araştırılması gereği üzerinde durarak Osmanlının Avrupa tarzındaki ilk yenileşme hareketini başlattı. Bu amaçla Damat İbrahim Paşa döneminde Avrupa’ya gönderilen elçilerin sayısı artırıldı. Bu elçiler diplomatik iliş­kileri sürdürmenin yanı sıra Avrupa’nın kültür, sanat, sanayi, tarım ve askeriyesi hakkında incelemeler de yaparak Saray’a raporlar sunmaya başladı. 1720-1721 yıl­ları arasında Paris’te bulunan Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi’nin raporu bu raporlar içerisinde en dikkat çekenidir.

    Lale devri sadece çiçek bahçeleri ve soğanlarım yetiştirme çabalarının adı değildir. Bu dönemde Avrupa’ya gönderilen elçilerin sayısı artırılarak kültür, sanat, sanayi tarım ve ordu hakkında incelemeler yaptırılmıştır.

     

    Bu dönemde imalathaneler açılarak Batı tarzı üretim biçimine ağırlık verildi. Osmanlının temel ihracat maddesi olan yünün yerini pamuk almıştır. İthalata, Av­rupa’ya olan bağımlılığı azaltmak için kaliteli kumaşların İstanbul’da üretimine ge­çilmiştir. 1709’da da devlet işletmelerinde kullanılmak üzere yelken bezi üretimine başlandı. 1720’de pahalı ipek kumaş üretimine başlanmış, ancak bu alanda istenen başarı elde edilememiştir.

    Yine bu dönemde tercüme heyetleri kurularak Arapça, Farsça ve Batı dillerin­den eserler tercüme edilmiştir. Macar asıllı bir Türk olan İbrahim Müteferrika, Damat İbrahim Paşa’mn izniyle 1729’da Müslümanlar arasında ilk matbaayı kur­muştur. Lale Devri’nde mimarlık alanında da pek çok yenilik yaşanmıştır. Bu dö­nemde zengin süslemeli ve görkemli çeşmelerin bulunduğu yeni bir mimari bi­çim yaygınlık kazanarak Avrupa mimarisinden etkiler taşıyan çok sayıda köşk yapılmıştır.

    Ne var ki, bu dönemin yenilikleri buhranın aşılmasına yönelik olarak yapılmış köklü yenilikler olamamıştır. Batı’daki yenilikleri inceleyen Osmanlı devlet adam­ları bilimsel, kültürel, askerî ve teknolojik yeniliklerden daha çok Avrupa’nın saray yaşamının gösteriş ve görkemini Osmanlı ülkesine getirme eğilimi göstermiştir. Sa­ray’ın güttüğü bu politika halk arasında yoksulluk ve sıkıntıları artmıştır. Damat İb­rahim Paşa halkın yükünü azaltmak üzere 1723’te İran’a sefere çıkılmasına karar vermiştir. Gerçekten de bu yıllarda Safeviler çökmek ve parçalanmak üzeredir ve Osmanlıların Safevi Devleti’nin bu zayıf durumundan faydalanması ihtimali yük­sektir. 1723-1725 yılları arasında süren İran Seferi’nde Batı İran tamamen ele geçi­rilmiştir. Bu zafer halkın moralini yükseltmiş olsa da çok geçmeden 1729’da, II. Tahmasb Batı İran’ın pek çok bölgesini yeniden ele geçirmiştir.

    İran Seferi’nin son aşaması İstanbul’da, Lale Devri’ni sona erdirecek bir isyanın patlak vermesine sebep olmuştur. Halkın ekonomik sıkıntısına ve yüksek enflas­yona rağmen Saray erkânının geceli gündüzlü devam eden ziyafet ve eğlenceleri üzerine fakir esnaf, (bir hamam hademesi) olan Yeniçeri Patrona Halil etrafında toplanarak isyan etmiştir. “Artık köşk inşa edilmemesi” talebiyle gelişen isyan sıra­sında Sadabad Sarayı’nın da içinde olduğu 120’yi aşkın köşk üç günde yakılmıştır.

     

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .