Cevaplar ( 4 )

  1. Bugünkü Gediz ve Menderes ırmakları arasındaki bölgeye eski çağlarda LİDYA deniliyordu.    

    Başkentleri SARDES(Sard)’dır. (Ankara İzmir arasında)

    Lidyalılar ticarette geliştiler. Tarihte PARA’yı ilk kez kullanan Lidyalılar’dır.

    Lidyalılar Efes’ten başlayıp, Mezopotamya’daki Ninova’ya kadar uzanan KRAL YOLU’nun açılmasında etkili oldular.    

    Lidyalılara Persler son vermiştir.

    Lidyalıların kısa zamanda yıkılmasının sebebi, ordularının çeşitli kavimlerden toplanan ücretli askerlerden oluşmasıdır.(Düzenli ve sürekli milli ordusunu oluşturamamıştır.)

  2. Sard merkezli bir Batı Anadolu medeniyetidir.

    Kral Yolu denilen Efes – Ninova arasındaki ticaret yolu, Doğu – Batı arasında ticaretin ve kültürel etkileşimin hızlanmasını sağlamıştır.

    İlk parayı kullanan Lidyalılar’dır.  (M.Ö.) 700

    Paralı askerleri vardır. Orduya önem vermemeleri çabuk yıkılmaların da etkilidir.

  3. Kral Giges tarafından kurulmuş
    Mezopotomya dan Anadoluya uzanan KRAL YOLU nu yapmışlar. Bu yol sayesinde ticaretle uğraşıp zenginleşmişler.
    Dünyanın bilinen ilk serbest pazarı Sard (Manisa) şehridir.
    Fenike alfabesini kullanmışlar.
    Parayı bularak takas usulüne son vermişler. Böylece ticaret kolaylaşmış.
    Altın işlemeciliği gelişmiştir.

  4. Lidya Krallığı

    Lidya Krallığı, tarihteki yerini zengin maden yatakları, verimli toprakları ve Kroisos gibi ünlü kralları ile almıştır. Lidya ülkesi, İç Ege bölgesinde dağlık bir alan ve ara­larında Gediz ve Küçük Menderes nehirlerinin aktığı vadiler içerisinde konumlan- mıştır. Bakırçay ve Büyük Menderes nehirleri Lidya bölgesinin kuzey ve güney sı­nırını oluşturmaktadır. Lidya halkının kökeni tam olarak bilinmemektedir. Antik çağ yazarlarına göre güney komşuları Karyalılar, kuzey komşuları Mysialılar ve do­ğu komşuları Friglerle akrabadırlar. MÖ. 2. binyıldan beri bölgede yaşadıkları dü­şünülmektedir. Lidya’da Atyadlar, Heraklid ya da Tylonidler ve Mermnadlar olmak üzere üç kral sülalesi egemen olmuştur. İlk iki sülale ile ilgili yeterli bilgi yoktur.

    Mermnad sülalesinin ilk kralı Gyges’ten itibaren ülkeye Lidya, başkente de Sar- dis denilmeye başlanmıştır. MÖ. 687-547 yılları arasında hüküm süren Mermnad Sülalesi zamanında Lidya, güçlü bir krallık hâline gelmiş ve Anadolu’nun Kızılır­mak Nehri’nin batısında kalan kısmına hâkim olmuştur. Bu sülalenin kralları Gyges, Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos, Paktalos (Sart Çayı) Çayı’nın alüvyonlarından elde ettikleri elektron ve altın sayesinde güçlenmişler, başkent Sardis, antik dünya­nın en güçlü ve en zengin başkenti olarak ün kazanmıştır. MÖ. 547 yılında İran’dan gelen Persler Sardis’i ele geçirerek Lidya Devleti’ne son vermişlerdir. Bundan son­ra Persler tüm Anadolu’ya hâkim olmuşlardır.

    Lidya Krallığı merkezî sistemle yönetilmekteydi. Devletin başında kral bulunurdu. Krallık bir sülaleye bağlı olarak babadan oğula geçerdi. Ülke eyaletlere ayrılmıştı ve eya­letlere güvenilir kişiler oldukları için bazen veliahtlar da vali olarak gönderilmişlerdi.

    Başkent Sardis, Bozdağ’ın kuzey eteğindeki kayalıkta yer almaktadır. Çevresi güçlü surlarla çevriliydi. İçinde saray ve resmî binalar vardı. Aşağı kent yukarı ken­tin kuzey ve batı eteklerinde geniş bir alana kurulmuştur. Kentin etrafı MÖ. 7 yüzyılın ikinci yarısında güçlü bir surla çevrilmişti. Kent içinde bazı resmî binalar bu­lunuyordu. Altın arıtma atölyeleri, dükkânlar ve pazar yeri batı kesimde yer almak­tadır. Halka ait konutlar sadedir. Bunlar taş temel üzerine kerpiç duvarlı, tek oda­dan oluşan, dikdörtgen planlı konutlardır.

    Lidyalılar süvari olarak ünlüydüler. Herodotos onları Asya’da yiğitlikte kimse­nin bileğini bükemeyeceği savaşçılar olarak tanımlar. Ancak Pers istilasından son­ra müziğe, zevk ve sefaya düşkün bir halk olarak tanınmaya başlamışlardır.

    Lidyalıların insanlık tarihine ve uygarlığa yaptıkları katkılardan en önemlisi MÖ. 7. yüzyılın ikinci yarısında parayı icat etmiş olmalarıdır. Arkeolojide sikke olarak adlandırılan madenî paranın icat edilmesinin nedeninin, paralı askerlerin alacakla­rının ödenmesi ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Sikkenin icadı ile ticarette değiş to­kuşun yerini para ekonomisi almıştır. Herodotos ilk defa altın sikke basanların Lid- yalılar olduğunu yazmaktadır. Buradaki altın elektron olmalıdır. Çünkü ilk sikke­ler altın ve gümüş karışımı bir madde olan elektrondan basılmıştır ve bakla şeklin- dedirler. Ön yüzleri önce düz, sonra çizgili, daha sonra ise resimli olan sikkelerin, arka yüzlerinde bir, iki ya da üç adet derin dikdörtgen ya da üçgen çukurluklar bu­lunmaktadır. Resimli sikkelerde ön yüzde Lidya Krallığı’nın arması olan aslan başı, pençesi ya da karşılıklı iki aslanın ön bölümleri yer alır. Kroisos Dönemi’nde altın ve gümüş sikkeler de basılmaya başlamıştır. Bu sikkelerin ön yüzlerinde sırt sırta ya da yüz yüze bakan aslan ve boğa betimleri vardır. Sikke basmayı Lidyalılardan öğrenen îyonya kentleri bu pratik ödeme aracını hemen benimsemişler ve ticaret faaliyetlerinde yoğun olarak kullanmışlardır.

    Lidyalılar çok tanrılı bir dine sahipti. Tan­rıları içinde en büyük saygıyı Kuvava adıy­la anılan Ana Tanrıça Kybele görmekteydi. Sardis’te MÖ. 6. yüzyılın ortalarında tanrı­çanın büyük bir tapınağı vardı. Lidya kral­ları ayrıca Delphoi ve Didyma Apollon ta­pınakları ile Ephesos Artemisi’ne de zengin hediyeler gönderiyorlardı.

    Lidya kralları ve aileleri ölülerini tümü- lüs mezarlara gömüyorlardı. En önemli me­zarlık alanı, Sardis’in 8 km kuzeyinde Mar­mara Gölü’nün kıyısındaki Bintepe mezarlığıdır. Mezarlıktaki 100 kadar tümülüsün üç tanesinin krallara ait olduğu sanılmaktadır. Bu tümülüslerden en büyüğü 355 m çapında ve 61 m boyutlarıyla Anadolu’nun en büyük tümülüsü olan Alyattes Tü- mülüsü’dür. Tümülüsün mezar odası kireç taşı bloklardan yapılmıştır. Mezar odası defineciler tarafından yağmalandığından günümüze çok az buluntu kalabilmiştir. Sardis’te yaşayan orta ve aşağı seviyedeki halk, Sart Çayı Vadisi’nin batı yakasında­ki yamaçlardaki kayalara oyulmuş kaya mezarlarına gömülmüştür.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .