Cevap ( 1 )

  1. Minos Uygarlığı, adını Girit Adası’nın efsanevi kralı Minos’tan alır. Mitolojiye gö­re, Europa ve Zeus’un oğlu olan Minos, Knossos şehrinin ve Kiklad Adaları’nın kralıdır. Minos, tanrı Poseidon’a kurban sunmayı unuttuğu için Poseidon onu ce­zalandırmış ve bir boğayı başına musallat etmiştir. Ancak Minos’un karısı Pasiphae boğaya âşık olmuş ve bu ilişkiden başı boğa, vücudu insan biçiminde olan Minatauros adında bir yaratık dünyaya gelmiştir. Minos, Minatauros için dönemin büyük sanatçısı Daidalos’a Labirintos (Labyrinthos) adı verilen ve günümüzdeki labirent kelimesinin türediği bir yapı inşa ettirerek onu buraya hapsetmiştir. Ati­na’nın efsanevi kralı Theseus’un Labirintos’da Minotauros ile olan mücadelesi, onu öldürmesi ve Labirintos’dan çıkabilmesi, uzun yüzyıllar boyunca sanat eserlerine konu olacak kadar etkili olmuştur. Girit adası, Yunan pantheonunun baş tanrısı Zeus’un doğum yeri olmasından dolayı da Yunan dini, kültürü ve sosyal yaşamı için önemini korumuştur.

    MÖ. 3000-2600 yılları arasında, Erken Tunç Çağı’nda gelişmeye başlayan Minos Uygarlığı, Ege ve Akdeniz coğrafyasında çeşitli kültürlerden etkilenmiş, bu etkileri özgün bir hale getirerek düzeyi yüksek bir uygarlık olarak var olmuştur. Minos mimarisinde yerleşmelerde sur olmaması, uzun soluklu bir barış dönemine, halkın denizcilik ve deniz ticareti ile uğraşan bir toplum olduğuna işaret etmektedir. Homeros, Girit halkının pek çok kabileden oluştuğunu söyleyerek bunlardan beş tanesinin adını vermiştir. Yine Homeros’ta 90 şehir adı verilmekle birlikte en önemli şehir merkezi Knossos olarak geçmektedir. Knossos dışında Phaistos, Kydonia, Gortyna da önemli yerleşmeler arasındadır.

    20. yüzyılın ilk çeyreğinde Knossos’ta gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar Minos Uygarlığı ve Ege arkeolojisi ile ilgili bilgileri önemli bir noktaya taşımıştır. Çünkü Minos Uygarlığı’nın kültür kronolojisi iki farklı yorumla şekillenmiştir. Sir Art- hur Evans, Minos Uygarlığı’nın dönemlerini Knossos’ta yapmış olduğu arkeolojik çalışmalarda elde ettiği çanak çömlek buluntulara göre ortaya koymuştur. Evans’ın yorumuna göre adada Tunç Çağı, Erken Minos (MÖ. 3000-2200), Orta Minos (MÖ. 2200-1500) ve Geç Minos (MÖ. 1500-1000) olmak üzere üç evreye ayrılmıştır. Diğer bir bilimsel düşünce ise Girit saraylarının mimari evrelerine göre dönemlerin belirlenmesidir. Buna göre uygarlık, Saraylar Öncesi Çağ, İlk Saraylar Çağı, İkinci Saraylar Çağı ve Saraylar Sonrası Çağ olarak bölümlenir.

    Girit’te Minos Uygarlığı’nın en önemli mimari ögeleri saraylardır. Knossos, Phaistos, Mallia, Kato, Zakro ve Hagia Triada en önemli saraylardır. Ancak Girit arkeolojisinin en önemli yapısı Knossos Sarayı’dır. Kephala tepesinin düzleştirilmiş zirvesi üzerinde konumlandırılmış olan anıtsal saray, her dönemde merkezi avlu ve etrafına mekanlar eklenmesiyle planını sürdürmüştür. Sarayda 1500’ün üzerinde oda vardır. Merkez avlu doğu ve batı olmak üzere ikiye bölünmüştür. Batı kanadına dinî ve resmî devlet odaları yapılmıştır. Doğu kanadına özel odalar ve atölyeler inşa edilmiştir. Knossos Sarayı 22.000 metrekarelik bir alanı kaplamıştır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .