Cevap ( 1 )

  1.  Halkın Yönetime Katılımı: Muhassıllık Meclisleri:

    Tanzimat Dönemi’nin en önemli katkılarından biri halkın seçimi ile oluşturulan meclislerin mahallî seviyede yönetime katılma işlevini gerçekleştirmesi olmuştur. Bunun ilk örneğini oluşturmaktadır. 1840 yılında sancak merkezlerinde kurulan Muhassıllık Meclislerinin görevi, sancaktan alınacak vergilerin miktarını saptamak ve onların düzenli toplanmasını sağlamaktı. Bu meclislere muhassılın yanında yer alan memurlarından başka, sancağın hâkimi, müftüsü, zabiti, ruhani reisleri ve san­cağın ileri gelenlerinden altı kişi katılacaktı. Bu kişiler seçimle belirlenecekti. Se­çimlere aday olmak için, bulunduğu yöre halkından olmak, reşit olmak, devlet ve ülke işlerinden anlamak gibi şartlar aranıyordu. Bu şartları taşıyan herkes mahke­meye müracaatla adaylığını bildirebilirdi. Seçmenler ise farklı yorumlara sebep ola­bilecek bir usulle, kazaya bağlı köylerden kura ile tespit edilen beşer kişi ve kaza merkezlerinde de yerleşim yerinin büyüklüğüne göre “akıllı, söz anlar, emlak sa­hipleri” sıfatlarını haiz 20-50 kişi olacaktı.

    Görüldüğü gibi bu seçim sistemi, tüm halkın katılımından uzaktı. Muhassıllık Meclisi’ne seçilenler genellikle, yörenin ileri gelenleri ya da mülki amirin tayin et­tiği kimselerdi. Seçim, memleketin önde gelen nüfuzlu kimselerinin meclise gir­mesini sağlamıştır. Bununla beraber Osmanlı Devleti tarihinde ilk defa halkın tem­silcilerinin seçimle belirlenmiş olması, demokrasi yolunda önemli bir adımdır. Bu adım, Sultan Abdülmecit’in 1845’te ilan ettiği bir fermanla daha da ileriye gitmiş­tir. Sultan Abdülmecit, Meclis-i Ali-i Tanzimat’a vilayetlerden ikişer temsilci davet etmiştir. “Yarı mebuslar” diye adlandırılan bu temsilcilerin Meclis-i Tanzimat’a gir­meleri meşrutiyet yolunda çok önemli bir merhaledir. Seçim usulü, 1849 yılında kurulan Eyalet Meclisi’nde de uygulanmış, seçme ve seçilme hakları yeni esaslara bağlanmıştır. Bu meclislerde seçim, meclis ve müzakere usullerini tanıyan Osman­lı toplumu Meşrutiyet Meclisi’nin oluşumu ve başarısının zemininin sağlanmasının altyapısını hazırlamıştır. Burada mahallî idarelerin geliştirilmesi ve halkın yöneti­me kademeli olarak katılımının sağlanmasının Tanzimatçıların demokratlıkların­dan değil, devlet işlerinin daha verimli halledilmesi için duyulan ihtiyaçtan kay­naklandığına ayrıca dikkat çekilmiştir. Zira yönetim daha önceki dönemlerde ma­hallî temsilcilerin kontrolüne verdiği birtakım görevleri merkezîleştirmekten geri durmamıştır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .