Neolitik Çağ (Cilalı Taş Çağı, Yeni Taş Çağı) Hakkında Bilgi Verir misiniz?

Soru
1 Cevap 328 görüntüleme

Cevap ( 1 )

  1. (MÖ. 10.000- 5.500) Neolitik Çağ’ın en önemli özelliğini, insanoğlunun sadece avcılık ve toplayıcılıkla sürdürdüğü tüketici yaşamı bırakarak, üretici bir yaşama geçişi olarak tanımlayabi­liriz. İnsanlar bu çağda yerleşik düzene geçmişler, ilk köyler kurulmuş, bitki türle­ri evcilleştirilerek tarım yapılmaya başlanmış, hayvanlar evcilleştirilmiş, ilk ticari fa­aliyetler başlamış, elle şekillendirilen pişmiş toprak çanak çömlekler üretilmeye başlamıştır. Ancak Neolitik Çağ’ın başlarında (MÖ. 10.000-7.000 yılları arasında) henüz yukarıda saydığımız yeniliklerden pişmiş toprak çanak çömlek üretimi baş­lamamıştır. Bu nedenle bu döneme Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ (Aseramik Ne­olitik Çağ) adı verilir. MÖ. 7.000-5.500 yılları arasındaki döneme de Çanak Çöm­lekti Neolitik Çağ adı verilir.

    Bugüne kadar yapılan çalışmalar Anadolu da Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu olmak üzere iki büyük kültür grubuna ay­rıldığını göstermiştir. Güneydoğu Anadolu’da Hallan Çemi (Batman), Çayönü (Di­yarbakır), Nevali Çori (Urfa) ve Göbekli Tepe (Urfa) yerleşmeleri Çanak Çömlek­siz (Aseramik) Neolitik Çağ yerleşmelerinin en önemlilerini oluşturmaktadır. Doğuda Tuz Gölü ile batıda Beyşehir Gölü arasında kalan Orta Anadolu bölgesinde­ki önemli yerleşmeler ise Aşıklı Höyük, Musular (Aksaray), Canhasan III (Kara­man), Suberde (Konya) ve Hacılar (Burdur)’dır.

    Batman ili Kozluk ilçesi yakınlarında yer alan Hallan Çemi Höyüğü Anadolu’nun bugüne kadar saptanmış en eski köyüdür. Burada konutlar, 4-6 m çapındaki, top­rağa açılmış yuvarlak çukurlar içine inşa edilmiştir. Yapıların duvarları kumtaşı lev­halarla örülmüş ve belirli aralıklarla yerleştirilen ahşap dikmelerle desteklenmiştir. Damın dal-çamur örgü tekniğinde yapıldığı düşünülmektedir. Henüz besin ekono­misine geçmeyen halk, geçimini avcılık ve toplayıcılıkla sağlıyordu. Obsidyen ve çakmak taşı aletlerin yanı sıra ele geçen havan, havaneli ve ezgi taşı örnekleri tahıl­ların öğütülmüş olduğuna işaret etmektedir. Bezemeli taş çanaklar, boncuklar ve kemik olta iğneleri diğer önemli buluntu grubunu oluşturmaktadır. Bu dönemin bir diğer önemli merkezi olan Çayönü, Diyarbakır’ın Ergani ilçesi yakınlarında yer al­maktadır. Neolitik Çağ’ın tüm evrelerinin saptandığı bu yerleşmenin sakinleri baş­langıcından itibaren tarımı biliyor, buğday ekimi yapıyordu. Nevali Çori ve Göbek­li Tepe yerleşmeleri, kabartma bezemeli stel ve yontularla süslü törensel ve dinsel işlevli kutsal yapılarıyla dikkat çekmektedir. Yöresel farklılıklara rağmen, Güneydo­ğu Anadolu’daki merkezler arasında bir kültür birliğinin varlığı önemlidir.

    Güneydoğu Anadolu kültür bölgesinden tamamen farklı özellikler sergileyen Orta Anadolu kültür bölgesinin önemli yerleşmelerinin başında Aksaray’ın güney­doğusunda yer alan Aşıklı Höyük gelmektedir. Burada konutlar bitişik düzendedir ve avlularla ayrılan mahalleler şeklinde inşa edilmiştir. Tarıma geçmemiş olan Aşıklı sakinleri hasadı bilmekteydi. Ön evcilleştirme aşamasındaki koyun ve keçi ile yabani domuz ve sığır eti ile besleniyordu.

    Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ kültürleri MÖ. 7. binyıl civarında yavaş yavaş or­tadan kalkmıştır.

    Birçok yerleşme ya tamamen terk edilmiştir ya da uzun bir süre is­kâna sahne olmamıştır. Bu durum, Toroslar’ın güneyinde başlayan kurak iklimle ilişkilendirilmektedir. Kültürel kesintiden sonra, MÖ. 7. binyılın başlarında, kilin elle şe­killendirilip ateşte pişirilmesiyle elde edilen çanak çömleğin kullanılmaya başlandığı Erken Neolitik Çağ’a (Çanak Çömlekli Neolitik Çağ) geçilmiştir.

    Erken Neolitik Çağ’a ait yerleşmelerin çoğu Anadolu’nun güney kesiminde, Toroslar’ın güney ve kuzey eteklerinde kurulmuştur. Bu dönemin önde gelen yerleşmeleri içinde en ünlüsü Çatalhöyük’tür. Konya’nın 52 km güneydoğusun­da, Çumra ilçesi yakınlarındaki höyük, 450 x 275 m boyutlarında, 17 m yüksekliğindedir. Burası, binden fazla konuta sahip, 5-10 bin kişinin yaşadığı hesap edi­len Yakın Doğu’nun bilinen en büyük kasabalarından biridir. Çatalhöyük halkı, köy aşamasını geçmiş, bir kent uygarlığı yaratmıştır. Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan yerleşme düzeni, tamamen dışa ka­palı bir mimari özellik göstermektedir. Mimari sistem, avluların çevresi­ne inşa edilen dikdörtgen planlı konutlardan oluşan mahallelerin birbirlerine eklenmesinden oluşuyor­du. Kapısız olan konutla­ra damlardaki bir açıklık­tan ahşap merdivenler ile giriliyordu.

     

    Konutların dışında, kutsal alan olarak nitelenen özel yapılar da vardır. Bunlar, duvarlarına yapılan av sahneleri, geometrik motifler, dans eden insanlar gibi çeşitli konuların işlendiği duvar resimleri ve kabartmalar, çeşitli heykelcikler, seki altına gö­mülen ölülere bırakılan zengin armağanlar ile konutlardan ayrılmaktadır. Bunların duvarlarından biri üzerinde olasılıkla lav püskürten Hasandağı volkanı önündeki Ça­talhöyük kasabasını betimleyen pano son derece önemlidir. Burada, dünyada ilk kez bir yerleşme yerinin planı ile karşılaşılmaktadır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .