Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye Geçiş Süreci Nasıl Olmuştur?

Soru
1 Cevap 1130 görüntüleme

Cevap ( 1 )

  1. Rumeli’ye geçişin  yarım asırlık bir geçmişi vardır. 14. yy başlarında Osmanlı dediğimiz zaman aklımıza gelen Söğüt, Bilecik’tir. Ancak takip edilen askeri ve fetih istikametlerine bakacak olursak Osman Gazi döneminde bazı geleceğe dönük planların yapıldığı görülmektedir. 1321’de Mudanya’nın fethi çok önemli bir hadisedir.

    Osmanlı bir kara beyliği olarak kurulmuş olmakla birlikte sahillerde yer edinmek için faaliyetlerde bulunmuştur. Bizansın zayıflığı ve Osman Gazi zamanında yapılan geniş çaplı ve programlı bir fetih hareketi Orhan Gazi babası zamanında devlet siyasetini ve askerlik sanatını öğrenmiş tecrübeli biri olarak ilk dönem tarihimizde ve Rumeli’nin fethedilmesindeki önemi büyüktür.

    1345’lerde Karesi Beyliğinin fethedilmesi de Rumeli’ye geçiş bakımından önemli bir olaydır. Çünkü Osmanlı kuvvetlerinin Rumeli’ye geçişinde, Karesi Beyliği’nde görev almış üst düzey ümeranın (Evrenos Bey, Ece Halil, Gazi Fazıl Bey, Hacı İlbey) ön plana çıktığı görülmektedir. Çünkü Rumeli’yi en iyi tanıyan kişiler bunlardır. Bu kişiler Osmanlılara rehberlik yapmışlardır. Ayrıca Gazi Umur Bey’de Osmanlıların Rumeli’ye geçişlerinde önemli bir role sahiptir. Osmanlılardan önce Bizans ile sıkı bir işbirliği içerisinde olan Gazi Umur Bey bu görevini, bu misyonunu Bizans ile olan yakın ilişkilerini ve kendisinden sonra Bizanslılara Orhan Bey’i tavsiye etmesi son derece önemli bir gelişme olmuştur. 1348’de ölümünden önce Gazi Umur Bey, Bizans imparatoru Kantakuzen’e diyor ki ; “Sen bundan sonra benden yardım bekleme, sana beni aratmayacak son derece yararlanabileceğin bir kişi tavsiye ediyorum. O da Osmanlı Sultanı Orhan Gazi’dir.”Bizansın işbirliğine yanaşmasının başlıca sebebi Balkan kavimlerinin (Sırplar, Bulgarlar ve Macarlar) yoğun baskısıdır. Sırp krallığının başında bulunan Duşan bir imparatorluk kurmuştu. Asıl hedefi de İstanbul idi. Donanması olmamasına rağmen Makedonya’yı ele geçirip Selanik’e inmişti. Bizans ise bu tehlikeyi bir an önce bertaraf etmek istiyordu. Selanik Bizans için son derece önem verdiği güzel bir şehirdi ve elinden çıkmasını istemiyordu. İste bu sebeple Kantakuzen, Orhan Bey’e müracaat etmiş ve iki taraf arasında menfaate dayalı bir işbirliği yapılmıştır. Menfaate dayalı ilişkiler Bizansın içindeki taht kavgalarından dolayı 1327’lerde başlamıştır.

    Orhan Gazi, Bizans imparatorlarının talebiyle Rumeli’ye birlikleriyle önce 1345’te ardından da 1346, 1347, 1349, 1353’te olmak üzere birçok kez geçmiştir.

    Bu defa ki işbirliği daha geniş çaplı ve kızını vermek suretiyle olmuştur. Kantakuzen, 1346’da kızı Teodora’yı Orhan Gazi’ye zevce olarak vererek yardımı da garantiliyordu. Bunun üzerine Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa kumandasındaki bir kısım kuvveti Bizansın emrine vermiştir. Böylece Kantakuzen Selanik’i ve şehir halkını kurtarabilmiştir.

    Kantakuzen asıl imparator ve onun validesiyle uğraşırken bu durumdan istifade etmek isteyen Bulgar ve Sırplarla da uğraşmak zorunda kaldı. Bunun üzerine Orhan Bey’den yardım istedi. Yardıma karşılık Gelibolu yarımadasındaki Çimpe’yi (Tzympe) vermeyi teklif etti.

    Orhan’ın oğlu Süleyman Paşa kumandasında Rumeli’ye geçen yirmi bin Türk kişilik kuvveti sayesinde Kantakuzen muhasara altında bulunan Edirne ile burada bulunan oğlunu kurtardı. Tehlike bertaraf edildikten sonra davet ettiği Türkleri, Gelibolu’dan, Bolayır’dan, Çimpe’den çıkaramamış hatta para bile teklif etmiştir. Saltanat kavgalarının kızışmasıyla halk paniğe kapılmıştır. Halk, imparatora ; “Siz, Türkleri Rumeli’ye davet etmekle İstanbul’u da tehlike altına sokuyorsunuz. Yarın ne olacağı belli değildir.” Şeklinde düşünüyordu. Ancak Süleyman Paşa belki de babasını da aşarak yapılan bu teklifleri reddetmiş ve bizim politikamız başka yönedir demiştir. İşte 1352 böyle bir başlangıçtır. 1354 Martında Gelibolu’da bir deprem olur. Kalenin surları yer yer yıkılır. Süleyman Paşa bu durumu değerlendirerek Gelibolu’yu ele geçirir. Kendisine bir saray yaptırarak burasını karargah yapar.

    1354 Gelibolu’nun fethi Balkanlara yapılan fetihler ve Osmanlının ilerlemesi bakımından son derece önemli bir tarihtir. Gerçekten tarihimizdeki dönüm noktalarından birisidir. Çünkü Bizansın İstanbul’da rahatça varlığını sürdürebilmesi ve tehlikeyi uzak bir noktada karşılaması bakımından Çanakkale ve Gelibolu’yu elinde bulundurması gerekiyordu. Gelibolu, ticari bakımdan ve en önemlisi askeri stratejik açıdan Karadeniz ile Akdeniz arasında geçiş bakımından önemliydi. Ayrıca Gelibolu’nun Fethi boğazın kontrolünü de sağlamıştır. Böylece Bizansın Akdeniz yoluyla elde edebileceği ikmal ve iaşe yolu da kesilmiş oluyordu.

    Gelibolu ve Bolayır’ın fethinden sonra fetihler 3 istikametten yürütülmüştür. Kaynaklardan geniş çaplı bir fetih hareketinin yapıldığı anlaşılıyor.

    Rumeli’de 1357’de 5-6 yıl bizzat Süleyman Paşa’nın idaresinde sevk ve idare ettiği birlikler geniş yönlü fetih hareketlerinde bulunmuştur. Bizansın Trakya’’da çok önemli olan Varna Sahil kesimi, Gelibolu’dan Tekirdağ’a kadar İstanbul’un önünü kesecek çok önemli yerler fethedilmiş ise de zaman zaman bu yerler el değiştirmiştir. Özellikle 1357’de Gazi Süleyman Paşa’nın vefatından sonra meydana gelen boşlukta Malkara, Burgaz ve Çorlu Bizansın eline geçmiş ve 2-3 yıl kadar fetihlerde bir duraklama olmuştur. Sebebi, taht değişikliği ve Orhan Gazi’nin oğlunun ölümü üzerine moralinin bozulması gibi sebeplerden dolayıdır.

    Osmanlıların Rumeli’de giriştikleri fetih hareketleri sırasında Balkan milletleri ve özellikle Osmanlılara yakın olan Rum, Bulgar ve Sırplar arasındaki mücadeleler fetihleri kolaylaştırmıştır. Sırp çarı Duşan’ın ölümünden sonra Sırp devleti parçalanıp prenslerin her biri kendi başına hareket ederken Bulgarlarla Rumlarda mücadele içindeydiler. Bunun yanında Macaristan kralı Layoş aşırı bir Katolik olduğundan mensup olduğu mezhebi şiddet yoluyla Ortodoks mezhebinde olan Balkanlılara kabul ettirmek istiyordu.

    Orhan Gazi’nin son yıllarında Osmanlı Devleti güneybatıda Saruhan, güneydoğuda Germiyan, doğuda Eretna, kuzeyde Candar, kuzeydoğuda Karadeniz, kuzeyde Marmara, kuzeybatıda Bizans, batıda Ege devlet ve denizleri ile çevrilmişti. Germiyan ve Eretna devletleri arasında Karaman devletinin de Osmanlılarla küçük bir hududu olması muhtemeldir.

    Osman Gazi, babası Ertuğrul Gazi’den kalan 4.800 km²lik devleti 16.000 km² ye yani 3 misline çıkarmış ve bunun için 43 yıl (1281-1324) uğraşmıştır. Orhan Gazi ise, 38 yılda (1324-1362) devleti  95.000 km² ye yani babasının bıraktığının 6 misline çıkarmıştır.

    Sultan I. Murat Rumeli’deki fetihlerin, abisi olan Süleyman Paşa’dan sonraki ikinci kahramanıydı. Abisinin yanında çok iyi bir kumandan olarak yetişmiş olan Murat Gazi Ankara’yı geri aldıktan sonra Edirne’nin fethine yönelmiştir.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .