Osmanlı Ve Arnavutluk Arasındaki İlişkileri (Münasebetleri) Açıklar Mısınız?

Soru
1 Cevap 286 görüntüleme

Cevap ( 1 )

  1. XIV. yüzyıldan itibaren Arnavutluk feodal Avrupa ile Bizans arasında bir köprü başı olmuştu. Feodal bir tarzda idare edilen Arnavutluk Bizanslılardan sonra İstanbul Latin imparatorluğu’na geçmiş Latinler Epir yani Güney Arnavutluk’ta bir despotluk kurmuştu.

    Osmanlıların Arnavutluk’ta ilk faaliyetleri 1383’te başlar türk akıncıları tarafından sıkıştırılan Avlonya prensi memleketini Venedik cumhuriyeti himayesine koymaya mecbur olmuştu. Bundan sonra Osmanlıların Arnavutluk üzerindeki ikinci harekatı, Şarl Topia ile II. Balşa arasındaki mücadele esnasında olup 1385 tarihindedir. Avlonya, Berat, Kanina taraflarına sahip olan Başlalar, Şarl Topia’yı Draç şehrinde kıstırdılar ve o da Türkleri imdada çağırdı. Bu tarihte Manastır civarındaki Candarlı Halil Hayrettin Paşa kuvvetleri Ohri’yi zaptettikleri sırada Draç prensi Şarl  Topia muharebe etmekte olduğu Arnavutluk’un en kuvvetli prensi II. Balşa’ya karşı kendisine yardım etmek üzere Venediklilere güvenemeyerek Türk ordusunu yardıma çağırmıştı. Çünkü Balşa, Şarl’ın elinden Draç limanını almıştı.

     

    İkinci Balşa bu sırada Katoro meselesinden dolayı Bosna kralı Tvartko ile de mücadele halindeydi. Osmanlıların kendi üzerine geldiğini haber alınca Bosna kralıyla savaştan vazgeçerek güneye döndü. Yanında birçok Arnavut senyörlerinin kuvvetleri de vardı. Hayrettin Paşa, prens Topia’nın davetini fırsat bildi ve hemen Elbasan dağlarını aşıp Balşa ile karşılaşmak üzere güneye döndü. Güney Arnavutluk’taki Devol nehrinin sol sahilinde Balşa ile karşılaştı. Zorlu bir muharebeden sonra Balşa ve ona iltica etmiş olan oğlu öldüler. (1385) Draç prensi de bu sayede memleketine tekrar sahip oldu. Osmanlı tarihçileri bu sefere Karlı-ili seferi derler. Bu zaferden sonra Osmanlılar Narda körfezine kadar sokuldular. Ve hatta bir süre için Selanik’te alındı. 1389’da Kroya ile İskenderiye (İşkodra) Türklerin eline geçti. Fakat Osmanlı hükümdarı, kendi devleti alevine Avrupa’da görüşmeler yapılırken Akdeniz’de büyük bahri kuvveti olan Venedik Cumhuriyetini kendi aleyhine harekete geçirmeyi uygun görmediğinden bu iki şehri yine Venediklilere terk etmişti. 

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .