Cevaplar ( 2 )

  1.  

    Edirne’nin alınmasından sonra Lala Şahin ve Evrenos Beylerin Belgrad’a kadar uzanan geniş Bizans topraklarını Osmanlı Devleti’ne katmaları Bizans’ı huzursuz etmişti. Çünkü Türkler Bizans ile Bulgaristan ve Sırp krallıkları arasına girmiş oluyor ve buda Bizans’ı rahatsız ediyordu. Türklerin çok kısa zamanda geniş toprakları almasından sonra Bizans Türklerden zarar görmemek için bir anlaşma istemişti. Bu da bir çeşit Osmanlı egemenliğini kabul etmeleri anlamına geliyordu.

    1364 yılında yapılan Osmanlı- Bizans antlaşması, Bizansın Türkleri girdikleri yerlerden çıkarma ümidine son veriyordu. Balkan yöresindeki halk ise Osmanlı egemenliğinden çok memnun kalmıştı. Üstelik buraya Anadolu’dan gelen Türk göçmen halkı hızlı bir şekilde kaynaşan yerli halk artık Bizan egemenliğini istemiyordu.

    Edirne’nin Türkler tarafında 1361’de maden ocaklarının bulunduğu Samakov’da 1363’de ve Filibe yöresi ile Sofya’nın 1364’de Türkler tarafından alınmasından sonra kent ve kasabalarını idare eden Bizans tekfurları Macar ve Sırplara sığınmıştı. Böylece Balkanlarda fazla bir tehlike kalmayınca Sultan Murat Bursa’’ya geçmiş ve Rum topraklarının idaresini güvendiği Lala Şahin, Hacı İlbeyi ve Evrenos Beylere bırakmıştır.  

    Balkan kentlerinden kaçıp Sırp ve Macarlara sığınan Tekfurlar sığındıkları ülkelerin krallarını Türklere karşı kışkırtmaya başladılar. Sırp Kralı Uroş bu işin öncülcüğünü yaparken Papa V. Urban bütün Hristiyan krallarına bir yazı yazarak Türklere karşı Haçlı ordusu kurulmasını önerdi.. Macaristan kralı, Sırbistan voyvodası, Bosna ve Ulah prensleri papanın kışkırtmasıyla hemen birleşerek bir ordu kurmaya başladılar. Lala Şahin Paşa bu durumu Sultan Murat’a bildirerek hemen Edirne’ye gelmesini ve gereken önlemlerin alınmasını önerdi. Sultan Murat Anadolu yakasında bulunan Biga kalesini almak üzere harekete geçmiş ve sahillerin savunmasını Aydıncık (Kizikus) ve Gelibolu’da toplanan donanmaya bırakmıştı. Kendisi de Anadolu’da bulunan askerleri toplamak üzere karargahını Biga önünde kurmuştu.

    Osmanlılar, fethettikleri yerlerde teşkilat kurup toprak işlerini düzenlemekle meşgul olduğu sıralarda, Sırp ve Bulgarlar, Edirne ile Filibe’nin geri alınması için faaliyette bulunuyorlar, papalık aracılığıyla da Avrupa’yı harekete geçirmek istiyorlardı. Filibe’yi Türklere teslim ederek Sırbistan’a gitmiş olan Rum kumandanı, Sırp kralı V. Uroş’a başvurup Türk kuvvetlerinin azlığını bildirerek kralı Osmanlılar aleyhine kışkırttı. Ve “buna razı olunacağı takdirde durumun çok vahim olacağını” bildirdi. Papa V. Urban’ın teşvikiyle Macar kralı Layoş başta olmak üzere Bulgarlar, Sırplar, Eflak prensi ve Bosnalılar birleşip hazırlıklara giriştiler; esasen bu sırada Papanın Sırp kralına gönderdiği mektupta bu ittifakın oluşmasında etkili olmuştu. Layoş ise hakimiyeti başarılı olduğu takdirde eskiden beri arzu ettiği gibi Bulgarları hakimiyeti altına alacak ve onlar arasında Katolik mezhebini yayarak Papa’nın büyük takdirini kazanacaktı.

    Yukarı Makedonya’da Sırplarla birleşen müttefikler, süratle Edirne üzerine yürüdüler. Sultan Murat bu sırada Bursa’da bulunuyordu. Ordu kumandanı olarak (Beylerbeyi) Edirne’de bulunan Lala Şahin Paşa, durumu derhal sultana bildirmiş, ayrıca kendisi de bir keşif kuvveti sevk ederek müttefiklerin durumunu öğrenmeye çalışmıştı. Müttefik kuvvetleri, Meriç ırmağını geçtikten sonradır ki ancak Hacı İlbeyi, kuvvetleriyle birlikte gelebildi. O, Meriç’i geçen ve hiçbir önlem almaya gerek görmeyen düşmanın bu durumundan faydalanarak gece yarısı geçen ve hiçbir önlem almaya gerek görmeyen düşmanın bu durumundan faydalanarak gece yarısı üç koldan ani bir baskın yaparak onları müthiş bir bozguna uğrattı. Böylece perişan bir halde dağılan düşman kuvvetlerinin bir kısmı, Meriç nehrinde boğuldu. Macar kralı Layoş ise zorlukla kurtuldu.

    Edirne’nin batısındaki Meriç ırmağı önlerinde Küçükkaz Ovası’nda yapılan ve Osmanlı tarihlerinde Sırpsındığı adıyla anılan savaşta kazanılan bu başarı, Rumeli’de Türklerin süratle ilerlemesini sağladı. Bosna’da olduğu gibi, Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet kurmak isteyen Macarların Osmanlılarla ilk ilişkileri bu savaşla başlamıştır. Öte yandan Osmanlı hükümdarları, müttefiklerin Edirne’ye yürüdüklerini haber alınca derhal kuvvetleriyle harekete geçti. Özellikle Rumeli’den dönerken korsan gemileriyle kendilerine saldırabilecek olan Katalanların elinde bulunan Biga’yı, bizzat kendisi karadan, Aydıncık ve Gelibolu’dan getirttiği donanma da denizden kuşatmıştı. İşte bu sırada sultan, Meriç zaferini de haber almıştı.

    Sultan Murat Biga’yı fethettikten sonra Bursa’ya döndü. (1365) Sultan, Sırpsındığı zaferi dolayısıyla Bilecik’te bir cami, Yenişehir’de bir imaret ve gazi erenlerden Postinpuş Baba’ya bir tekke, Bursa kalesinde bir cami ve Çekirge’de bir imaret, bir medrese, kaplıca ve han yaptırmıştır.

    Osmanlılar, Sıpsındığı zaferi dolayısıyla fetihlerde herhangi bir gevşeklik göstermediler. Esas siyasetleri Balkanlarda yerleşmek olduğu için daha sonra olabilecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmak için önlemler aldılar.

     Sürekli savaşlar dolayısıyla sultan Murat devlet merkezini Bursa’dan Edirne’ye naklettirdi. (1365) ve şehirde saray, cami, medrese ve diğer bilimsel ve sosyal kurumların inşasına başladı. Öte yandan harekatı sürdüren Timurtaş Paşa, Bulgarlardan güneyde Kızılağaç ve Yanbolu’yu, Lala Şahin Paşa’da İhtiman ile Sofya’nın güneyindeki Somakov’u fethettiler. (1367) bir yıl sonra bizzat sultan Murat, Burgaz yakınlarındaki Bulgarlara ait Aydos’dan başlayarak Karinabad, Süzeboli daha sonra da Bizans yönetimindeki Hayrabolu’yu ve 1369 yılında da Pınarhisar ve Vize’yi fethetti. Ayrıca, daha önce fethedilip sonradan kaybedilen Kırkkilise (Kırklareli)’yi yeniden ele geçirdi. Böylece Doğu Trakya fetihleri tamamlanmış oldu. Bu arada imparatorun Vize’yi geri almak için giriştiği harekat ise başarılı olmadı. 

    Tuna nehrinden Rodop Balkanlara kadar Orta ve Güney Bulgaristan’a Osmanlı fethinden önce kısmen de Trakya’ya hakim olan Bulgar kralı Yuvan (İvan) Şişman, Türklerle mücadele etmeyeceğini anlayarak barış yaptı, böylece Osmanlı tâbiyetini, dolayısıyla vergi vermeyi kabul etti. Kız kardeşi prenses Marya’yı da sultan Murat’a verdi. Şişman kendisine karşı olumsuz tavır takınan ve Macarların Vidin’e gelmesini kabul etmiş olan kardeşi Stratisimir’e karşı sultan Murat’tan ve Ulahlardan yardım alarak Vidin’e yürüdü ise de başarılı olamadı. Daha sonra başkenti Tırnova’ya döndü. Fakat o, Lala Şahin Paşanın Bulgaristan’a saldıracağını bildiği için Makedonya Sırp kralıyla birlikte Somakov’da Lala Şahin Paşa ile savaşa tutuştu ise de kesin olarak yenilgiye uğradı. (1371) Bunun üzerine Sultan Murat, Çatalca ve yörelerindeki bazı kaleleri fethettikten sonra Makedonya Sırplarına karşı bir miktar kuvvet gönderdi.

    Türklerin Avrupa topraklarına gelerek yöreyi Türk egemenliğine sokmasından en çok hoşnutsuz olanlar Sırp, Bulgar ve Macar devletleriydi. Halk her ne kadar hoşnut ise de Türklerin Balkan içlerine doğru yayılmaları bu devletleri hoşnutsuz kılıyordu. Bu devletlerin yanında Türklerin Avrupa topraklarında yayılmalarına karşı gelen Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar da bulunuyordu.

    Sırp ve Bulgarlar çok güçlü Türk ordusu ile başa çıkamayacaklarını biliyorlardı. Venedik ve Cenevizliler ise yörede ticari durumları çok iyi olduğundan Türklerle çatışmayı göze alamıyordu. Türklerden en çok ürken ve karşı gelmek isteyen Macar Devletiydi. Bizansın ise İstanbul dışında bir etkinliği kalmamıştı.

    Türklerle ayrı ayrı savaşmayı göze alamayan Balkan Devletleri Papa tarafından örgütlendi. Papa V. Urban, bütün bu ülkeleri bir kumandanlık altında toplamayı başardı. Türkleri Avrupa topraklarından atabilmenin tek yolu buydu. 1362’de başlayan bu birleşme kısa zamanda gerçekleşti.

    Papa V. Urban, Macaristan, Sırbistan, Bosna, Eflak (Romanya) devletlerinin askeri güçlerini birleştirerek Türklere karşı bir Haçlı Ordusu kurdu ve bu ordunun başına Macar kralı Layoş getirildi. Haçlı ordusunda ayrıca şu kumandanlar bulunmaktaydı.

    • Büyük Macaristan Kralı I. Layoş
    • Eflak (Romanya) Prensi I. TVRTKO
    • Sırp Kralı V. Uroş
    • Bulgar Çarı Şişman Trividin
    • Bosna Kralı Tivertko
    • Ulah Voyvodası Mirçe
    • Sırp Prensi Vokasim
  2. Osmanlıların Edirne’yi fethettikten sonra Makedonya ve Bulgaristan içlerine doğru ilerlemesi üzerine Sırplar ve Bulgarlar endişeye kapıldılar. Balkanlardaki Türk ilerleyişini durdurmak ve Türkleri Balkanlardan çıkarmak isteyen bu milletler papalık ve diğer Avrupa devletlerinin de desteğini alarak bir Haçlı ordusu oluşturdular. Ardından da Macar Kralı Layoş’un komuta ettiği bu orduyla birlikte Edirne’ye doğru yürüyüşe geçtiler.
    Bunun üzerine Edirne’de bulunan Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa, Hacı İlbeyi komu¬tasındaki kuvvetlerini keşfe çıkardı. Hacı İlbeyi, Haçlıların düzensiz biçimde ilerlediğini görünce yakaladığı fırsatı kaçırmak istemedi. Meriç Nehri kıyısında konakladıkları sırada Haçlılar üzerine düzenlediği ani bir gece baskınıyla onları bozguna uğrattı.
    1364 yılında yapılan ve Sırpsındığı Savaşı adı verilen bu savaş Osmanlıların Haçlılara karşı yaptıkları ilk savaştır. Sırpsındığı Savaşı ile Osmanlı Devleti Edime, Batı Trakya ve Meriç Nehri üzerindeki hâkimiyetini güçlendirmiştir.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .