Cevap ( 1 )

  1. SSCB’de ekonomik sistem çökmüş ve ABD ile girişilen nükleer rekabet sürdürülemez hale gelmişti. Aynı zamanda SSCB’nin   uydusu konumunda olan Sosyalist Blok içindeki ülkelerde daha fazla özgürlük ve bağımsızlık isteğiyle toplumsal olaylar başlamıştı. 

    SSCB lideri Gorbaçov’un ortaya attığı ilkeler olan Glasnost; açıklık ve şeffaflık, Perestroyka; yeniden inşa ve yeniden yapılanma anlamına gelmektedir. Bu kavramlar yeni ekonomik sistemin iki temel ilkesidir. Gorbaçov bu ilkelerle Sovyet komünizmine yeni bir yapılanma ve dinamizm getirmek istemiştir. 

    Gorbaçov’u bu ekonomik sisteme iten, Amerika ile SSCB arasındaki silahlanma yarışıdır. Uzun menzilli füzelerle ilgili yarış öyle bir hale gelmişti ki SSCB ekonomisinin bunu kaldırabilmesi mümkün değildi. 

    SSCB, uzay çalışmalarına çok büyük harcamalarda bulunmuşlar yine de ABD’yi bu konuda geçememişlerdi. ABD’nin başlattığı Yıldız Savaşları projesi ile SSCB’nin baş edebilmesi mümkün değildi. Gorbaçov bu nedenle Amerika ile uzlaşmak ve bu yarışı sona erdirmek istiyordu. Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka programlarıyla; 

    Komünist iktidarın tepki çeken baskıcılığını, demokratik bazı uygulamalarla halk egemenliğine yakınlaştırmayı, 

    Ekonomik yapıda radikal değişikliklerle ülke ekonomisini canlandırmayı

    Sosyalist Blok içindeki toplumsal olayları yatıştırmayı

    ABD ile rekabet edebilecek güce ulaşmayı hedefliyordu

    Bu amaçla, çoğunluğu halk tarafından seçilen “Halk Temsilcileri Kongresi” kurularak, halk ilk defa devlet yönetimine doğrudan katılma imkânı buldu. Ayrıca 1988’de “Sosyalist Teşebbüs Kanunu” çıkarılarak kapitalist sistemin üretimde başarıyı sağlayan yöntemleri sosyalist sistemin içinde kullanılmaya çalışıldı

    Gorbaçov izlediği politikanın Doğu Bloğu üzerinde yaptığı etkiyi fark edememişti. SSCB sisteminin bütün zaafları anlaşıldı. Bundan Batılı devletler yararlanırken, uydu devletler ve SSCB içindeki milletler de yararlandılar. 

    18 Ağustos 1991’de Gorbaçov’a darbe girişiminde bulunuldu. 20 Ağustostan itibaren Devlet Komitesi’nden istifalar başladı. Çünkü içerden destek alamadıkları gibi, ABD’de Yeltsin’e tam destek vermiştir. 21 Ağustos 1991’de darbenin başarısız olduğu kesinlik kazandı. 

    24 Ağustos 1991’de SSCB Parlamentosu, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin bütün faaliyetlerinin sona erdirildiğini duyurdu. Bu olaydan sonra birçok Sovyet cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etmeye başladı. 

    21 Aralık 1991’de 11 eski Sovyet Cumhuriyeti Kazakistan’ın başkenti Alma Ata’da deklarasyonlar imzalayarak Bağımsız Devletler Topluluğu’nu kurdular. 

    Gorbaçov 25 Aralık 1991 ‘de başkanlık görevinden istifa etti. Devlet başkanlığı görevini Boris Yeltsin’e devretti. Bununla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ömrünü tamamlayarak tarih sahnesinden çekilmiş oldu. 

    SSCB’nin dağılmasıyla Doğu Bloku çöktü ve ABD Dünyanın lider ülkesi ve tek sömürgeci gücü olarak görülmeye başlandı. Böylece “Dehşet Dengesi” diye anılan, SSCB-ABD arasındaki güç dengesi bozuldu. 2001’de terör olaylarını gerekçe gösteren ABD, Ekim 2001’de Afganistan’a Mart 2003’te Irak’a müdahale ederek başta petrol olmak üzere önemli enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirdi.

    ABD’nin gösterdiği bu büyük ilerlemelere karşı, Rusya Federasyonu liderliğinde Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) kurulduysa da SSCB’nin eski etkisine ulaşamadı. 

    Avrupa Birliği (AB), ABD’ye karşı bir dengeleyici güç unsuru olmaya çalıştıysa da İngiltere’nin ABD’nin yanında yer almasından dolayı başarılı olamadı. 

    1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın “Şanghay Beşlisi” adı ile kurdukları iş birliği yapılanması 2001’de Özbekistan’ın da katılımıyla “Şanghay İş Birliği Örgütü” adını aldı. Enerji kaynakları bakımından son derece zengin, genç nüfusa sahip, ekonomik yapısı güçlü bu örgütlenme artık dünyada önemli bir güç haline geldi. 

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .