Cevaplar ( 4 )

  1. *Sümerler birbirinden bağımsız küçük şehir devletçiklerinden oluşan bir uygarlık kurdular(Ur, Uruk, Lagaş, Eridu, Umma gibi.)Şehir devletleri arasında savaş eksik olmuyordu. Kuvvetli prensler, yakınındaki diğer şehirlere de söz geçirerek büyük krallıklar kuruyordu.

    *Mezopotamya’daki ilk medeniyet olan Sümerler, aynı zamanda tarihte bilinen ilk yazıyı da kullanmışlardır. M.Ö. 3200’lerde kullanılmaya başlanan yazı sayesinde kültür aktarımı kolaylaşmıştır.

    Sitelerin başlarında patesi veya ensi adı verilen krallar bulunur ve Tanrı adına ülkeyi yönettiklerini iddia ederlerdi. Patesi çevresindeki sitelere hakim olursa “lugal” Sümer ülkesine hâkim olursa “lugal kalma” unvanını alırdı. Devlet yönetiminde krala yardımcı olan danışma meclisleri de bulunurdu. Aynı zamanda Sümer kralları, dinî törenleri idare eder, savaş sırasında ordunun başında bulunur ve hukuki yetkileri elinde toplardı. Kraliçe devlet işlerinde oldukça etkiliydi.

    Sümerler, ev ve tapınaklarını ateşte pişirilmiş kerpiç ve tuğlalardan yapmışlardır. Mimaride sütun, kubbe, kemer tarzını kullanmışlardır. Oymacılık, kuyumculuk, heykel vb. sanat dallarıyla ilgilenmişlerdir.

    Sümerler kara sabanı kullanarak ve sulama amaçlı kanallar inşa ederek tarımın gelişmesini sağlamışlardır.

    Sümerler, astronomi alanında gelişmiştir. Ayrıca matematik ve geometride gelişme göstererek dört işlemi kullanmışlar, bölme ve çarpma cetvelleri hazırlamışlar, yüzey ve hacim ölçmeyi gerçekleştirmişler, daireyi 360 dereceye bölmüşlerdir.

    Çok tanrılı bir inanca sahip Sümerler ölümden sonraki yaşama inanmamışlardır. Gılgamış, Tufan ve Yaratılış destanları Sümerler tarafından meydana getirilmiştir.

    *Aşağı Mezopotamya’da bulunan Sümerlerin kralı Urugakina tarafından ilk yazılı kanunlar yapılmıştır. (M.Ö. 2750). Bu kanunların cezalandırma yöntemi genel olarak “fidye” yani “bedel” sistemine dayalıydı. Bilinen ilk hukuk devleti Sümerlerdir.

    *Çok tanrılı dine inanan Sümerlerin kralları rahip-kral (Patesi) olarak bilinirdi. Öncelikle dini amaçlı yaptıkları “Ziggurat” adı verilen tapınaklar aynı zamanda rasathane,okul ve soğuk hava deposu olarak kullanılmıştır. Bakınız Zigguratlar İlk Defa Hangi Toplum Tarafından İnşa Edilmiştir?

    Okullarda eğitim ilk olarak tapınak ve sarayın yazmanlarını ye­tiştirmek için yapılmıştır. Bu okullarda, matematik, botanik, zooloji ve coğraf­ya gibi konularda dersler verilmiştir.

    Eğitimin yaygınlaşması ve gelişme­siyle okullar bilim ve kültür merkezi hâline gelmiştir. Okullar zamanla dinden bağımsız bir kurum olmuştur.

    *Bilimde ilerlemiş olan Sümerler dört işlemi kullanmışlar ve dairenin alanını hesaplamayı başarmışlardır.  Burçları bulmuşlar. Ayı 30 gün yılı 360 gün olarak kabul etmişlerdir.

    Sümer Devleti’nde krallar ve rahipler en üst sınıfı oluştururken halk, hürler ve köleler olmak üzere sosyal sınıflara ayrılmıştı. Sümerlerde köleler haricinde her erkek asker sayılmış, ordu yaya ve savaş arabalarını kullanan süvarilerden oluşmuştur.

    Edebiyat alanında günümüze kadar ulaşan en önemli eserleri Yaradılış, Tufan ve Gılgamış destanlarıdır.

    Mezopotamya medeniyetinin temeli Sümerler tarafından atılmış olup, kendisinden sonra aynı bölgede kurulan uygarlıklara ve Anadolu medeniyetlerine ilham kaynağı olmuştur.

  2. Mezopotamyadaki ilk şehir devletlerini (SİTE )kurmuşlardır.
    Sitelerin başında PATESİ ve ENSİ denilen krallar vardır.
    ZİGGURAT adı verilen tapınakları oluşturmuşlardır.
    Devlet yönetimindekrala yardımcı olan danışma meclisleri vardır.
    Kraliçe devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur.
    Hal sosyal sınıflara ayrılmıştır.(Krallar, Rahipler, Hürler, Köleler)
    Çok Tanrılı bir dini inanışları vardır.. sonraki yaşama inanmamışlardır
    Gılgamış,Tufan ve Yaradılış destanlarını oluşturmuşlardır.
    Kara sabanı ve sulama kanallarını kullanarak tarımı geliştirmişlerdir.
    Astronomi ve matematik alanlarında gelişmişler dört işlemi kullanmışlar ve yüzey –alan hesaplamaları yapmışlardır.

    SÜMERLERE ÖZGÜ KAVRAMLAR:  Ziggurat- Gılgamış destanı – Tufan Destanı – Yaradılış Destanı- Patesi – Ensi

    NOT:Sümerce ve Türkçedeki sözcük benzerlikleri sebebiyle (örnek. Su) Sümerlerin Türk kökenli oldukları iddia edilmektedir.

  3.   Mezopotamya’ya kuzeyden gelmiş olmalılardır. Sümerlerde şehrin merkezini tapınak oluşturmaktaydı. Her şeyin sahibi tanrı ve onun adına kenti yöneten rahipti. Rahip, tanrı adına her şeyi tapınakta toplar, kentte yaşayanlar da tanrı için çalışırlardı.

    Sümerlerin yüksek kültürü iki nehir arasında (Fırat – Dicle) kalmıştır. şehirlerini geliştirmek için su kanalları inşa etmişlerdir. Sümerler çivi yazısını kullanmışlardır. Dillerinin paralellerini bulmak mümkün değildir. Yazılı belgeler genelde ekonomik konuları içermektedir. Aynı zamanda dini bilgiler de edinilebilmektedir. Yazılı belgeler içerisinde mitolojik anlatımlar, bilgelik içeren metinler ve özellikle Gılgamış Destanı Sümerlerin bize bıraktıkları kültürel eserlerdir. Bunun yanında kent planlaması, büyük kent surları, tapınak kompleksleri, sulama kanalları yine bize miras bıraktıkları izlerdir. M.Ö.2800-M.Ö.2350 yıllarında Mezopotamya’ya semitik halkların gelmesiyle kültürel değişiklik yaşanır. Kent devletleri kurulmuş ve Sümerlerdeki gibi yalnızca büyük tapınaklar değil aynı zamanda büyük saraylar da inşa edilmeye başlamıştır.

    Kısa sürede Mezopotamya’da farklı birçok kent devleti kurulur ve bu kentlerin hepsi bağımsız devlet niteliğine sahiptirler. Halk yine tanrı için çalışmaktaydı. Lugal (kral) yönetici olması yanında halkın bakımından sorumluydu. Ensi (rahip) tanrı ile iletişimi sağlamaktaydı. Fakirler kralın koruması altında olup kent tarafından sosyal denetim altında tutulmaktaydılar.

  4. Sümerler, MÖ. 4. binyılın sonlarına doğru Mezopotamya da görülmüşlerdir. Kö­kenleri tam olarak bilinememektedir ancak İndus kültüründe aranmaktadır. Mezo­potamya’nın yerli halkı olabilecekleri de ileri sürülmektedir. Sümerler, Erken Ha­nedanlar Döneminde (MÖ. 2900-2350) Güney Mezopotamya’da her biri bir kralın yönetimindeki kent devletlerinde yaşadılar. Bunların hepsi merkezî bir tapmak et­rafında kurulmuştu ve etrafları bir sur ile çevrili idi. Çevresinde ise köyler bulun­maktaydı. Eridu, Uruk, Ur, Lagaş, Kiş, Nippur, Umma gibi şehir devletleri arasında Uruk lider durumdaydı. Bazen kentler birbirleri ile toprak ve su anlaşmazlıkları yü­zünden çatışıyorlardı. Çiviyazılı belgelere göre MÖ. 3. binyılın ortalarında Kiş Kra­lı Mesilim, Lagaş yöneticisi Ur-Nanşe, Ur-Nanşe’nin torunu Eannatum, MÖ. 2360’lar- daki ilk yazılı reformları ile tanınan Urukagina önemli krallar olarak hüküm sür­müşlerdir. Erken Sülaleler Dönemi’nin son yıllarında Umma şehrinin başındaki Lugalzaggezi Akkadlı Sargon’a MÖ. 2334’te yenilince Mezopotamya’da üstünlük Akadlara geçmiştir.

    Güney Mezopotamya’da Akadların Sümer kentleri üzerindeki baskısı ortadan kalkınca birçok Sümer kentinde yönetici sülaleleri egemenliklerini ilan etmişler­dir. III. Ur Sülalesi ile Ur, Lagaş ve Uruk bu kentlerin başlıcalarıdır. III. Ur Sülale­si bu dönemde Akad gibi bir merkezî krallık kurmak ve tüm bölgeyi denetlemek istemiştir. Doğuda Elam, kuzeyde Assur ülkesi üzerinde merkezî yönetim kontro­lü sağlamıştır. Yaklaşık 100 yıl kadar süren (MÖ. 2100-2000) bu dönmede Ur ken­ti Mezopotamya’nın en büyük siyasi gücü olmuştur. III. Ur Sülalesi’nin yönetimi­nin sonu aynı zamanda Sümerlerin Mezopotamya’daki yönetimlerinin sonu de­mektir. Daha sonra Mezopotamya’ya Sümer kökenli olmayan kavim ve sülaleler egemen olmuşlardır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .