Cevap ( 1 )


  1. Türklerde hükümdarlığa geçişte kesin bir veraset kuralının olmaması taht kavgalarına, bu da devletin kısa sürede parçalanmasına ve yıkılmasına yol açabiliyordu. İlk Türklerde yönetimde başarı devam ettiği sürece kağan tahtında otururdu. Ancak yönetiminde siyasi ve ekonomik sıkıntılar yaşanan kağandan Tanrı’nın, “kut”u geri aldığına inanılır ve töreye göre kağan tahttan indirilirdi. Türk hükümdarları; tanhu, şanyü, kağan, hakan, han, yabgu, ilteber, idukut ve erkin unvanlarını kullanmaktaydı. Hunlar şanyü unvanını kullanırken Kök Türkler kağan unvanını, Uygurlar ise idikut unvanını kullanmıştır.

    Türklerde her boyun kendine ait bir kurultayı (küçük kurultay) vardı. Burada halkın da katılımıyla boy beyi seçilirdi. Bu boy beyleri gerektiğinde devlet meselelerini görüşmek üzere Büyük Kurultay’a katılırdı. Asya Hun Devleti’nde yılın birinci, beşinci ve dokuzuncu aylarında kurultay toplanırdı. Yılın birinci ayında yapılan ilk kurultay dinî nitelikte, beşinci ayda yapılan ikinci toplantı daha çok bayram ve festival türünde bir toplantıdır. Dokuzuncu ayda yapılan üçüncü toplantıya başta “hatun”, tiginler, yüksek dereceli memurlar, ordu komutanları, devlete bağlı boylar ve topluluklar katılırdı. Toplantıya katılmak devlete ve hükümdara bağlılık işaretiydi. Bu toplantılarda ordu teftişi, insan ve hayvan sayımı, memleket meselelerinin görüşülmesi, devlet politikalarının karara bağlanması, idareye geniş yetkiler verilmesi gibi konular görüşülmekte ve hükümdarın yasallığı onaylanmaktaydı. Kök Türklerde kurultay halkın da katılımıyla yapılır ve burada devlet işleri görüşülerek iktisadi ve kültürel meselelere çözüm bulunurdu. Taht değişikliği durumunda da yeni kağan bu kurultayda seçilirdi. Uygurlarda da buna benzer kurultay bulunmaktaydı. Kaynaklara göre Uygurlarda halk ile kağan arasındaki mesafe oldukça azalmıştı.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .