Cevap ( 1 )

  1. Türkiye’de 1950 yılında Adnan Menderes’in başkanlığını yaptığı Demokrat Parti iktidara geldi. İktidarda olduğu ilk senelerde Türkiye’de birçok alanda gelişmeler yaşandıysa da 1957’de ekonomide enflasyon hissedilmeye başladı. 

    Türkiye’de bu sıralarda yaşanan ekonomik sıkıntılar, demokrasinin tam olarak benimsenmemiş olması ve siyasetteki hoşgörü eksikliği ortamın gerginleşmesine neden oldu ve Milli Birlik Komitesi adında, çoğu genç subaylardan oluşan bir cunta 27 Mayıs 1960’ta askeri bir darbe sonucunda DP iktidardan indirildi. 

    38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi Anayasa yürürlükten kaldırdı, TBMM’yi feshetti. Siyasi faaliyetler askıya alındı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve birçok Demokrat Partili tutuklandı. 

    Cemal Gürsel, eyleme etkin olarak katılmamasına rağmen Milli Birlik Komitesi’nin başına getirildi. 

    Tutuklananların yargılanmaları için Yassıada’da “Yüksek Adalet Divanı” adıyla mahkeme kuruldu. Davaların sonunda 15 kişiye ölüm cezası verildi.

    Milli Birlik Komitesi, üç idam cezasını onayladı.

    Celal Bayar yaş haddi nedeniyle idam edilmedi. 

    Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi (1961).

    Diğer Demokrat Parti üyeleri değişik zamanlarda affedildiler ve 1974’te siyasi hakları geri verildi. 

    Türk Silahlı Kuvvetleri adına ülkeyi yönetmeye başlayan Milli Birlik Komitesi, Kurucu Meclis Kanunu’nu kabul etti ve Kurucu Meclis, 6 Ocak 1961 ‘de göreve başladı. Kurucu Meclis, Milli Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi’nden oluşuyordu. Seçimler sonucunda oluşacak yeni meclisin 29 Ekim 1961’de açılması kararlaştırıldı. Kurucu Meclis tarafından yeni bir anayasa hazırlanarak 9 Temmuz 1961 ‘de yapılan halk oylamasıyla kabul edildi. 

    Siyasi Partilerin Yeniden Faaliyete Geçmesi ve Seçimlerin Yapılması

    9 Temmuz 1961’de yeni anayasa halkoylamasıyla kabul edildi. 15 Ekim 1961’de milletvekili seçimleri yapıldı. Meclis, Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanı seçti. Bu seçimde seçmenler ilk kez iki Meclis için oy verdiler (TBMM ve Cumhuriyet Senatosu). 

    Seçimler sonucunda CHP 173 milletvekili, 36 senato üyesi, Adalet Partisi 158 milletvekili, 71 senato üyesi, Yeni Türkiye Partisi 65 milletvekili, 27 senato üyesi Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 54 milletvekili, 16 senato üyesi çıkardı. Böylece Türkiye’de koalisyon hükümetleri devri başladı. 

    10 Ekim 1965’te yapılan genel seçimleri Adalet Partisi (AP) kazandı. Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki AP iktidarı, 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası’na kadar devam etti. 12 Mart 1971’de ordu, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a ve Meclis’e bir muhtıra sundu. Ordu, ülkenin içine sürüklendiği felaketi yönetime el koymadan engellemenin yolunu, 12 Mart’ta ülke idaresine dolaylı bir şekilde yön vermekte bulmuştur.

    Bir süre ülke Nihat Erim başbakanlığında kurulan ve hiçbir siyasi partiyle ilişkili olmayan bir hükümet tarafından yönetildi. 

    Nisan 1973’te AP ve CHP’nin desteklediği emekli oramiral Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçildi. Bu arada 25 Aralık’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü vefat etti.

    68 HAREKETİ: Her ülkede kendine has özellikler taşısa da özünde dünya gençliğinin demokrasiyi geliştirmek için var olan rejimlere karşı bir başkaldırısıdır. 

    Türkiye’de 1975’ten itibaren “Milliyetçi Cephe Dönemi” başladı. Demirel, AP-MSP-MHP-CGP’den oluşan bir koalisyon hükümeti kurdu. 12 Nisan 1975’te güvenoyu alan Hükümet, 1977’de yapılan genel seçimler nedeniyle sona erdi. İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti’ni, Demirel AP-MSP-MHP’nin birleşmesiyle kurdu. 

    22 Aralık 1977’de CHP, hükümet aleyhinde bir gensoru önergesi verdi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir hükümet gensoru oylamasıyla düşürüldü (31 Aralık 1977). Bu defa hükümeti Bülent Ecevit, AP’den ayrılan on bir milletvekili, bağımsızlar, CGP ve DP’nin (Demokratik Parti) desteğiyle kurdu. Ecevit Hükümeti, 16 Ekim 1979’a kadar görevini sürdürmüştür. 

    Bülent Ecevit 16 Ekim 1979’da istifa edince, hükümeti kurma görevi AP Genel Başkanı Demirel’e verildi. Demirel 12 Kasım 1979’da azınlık hükümetini kurdu. 

    Türk Silahlı Kuvvetleri de (TSK) terör ve şiddet olaylarını gerekçe göstererek 12 Eylül 1980’de askeri müdahale gerçekleştirdi. Bu dönem 24 Kasım 1983’e kadar devam etti ve Türk tarihine “12 Eylül Dönemi” diye geçti. 

    12 Eylül Askeri Müdahalesi, 27 Mayıs Askeri Müdahalesi’nden farklı olarak “emir ve komuta zinciri içinde” yapılmıştır. Bu harekât Türk demokrasisinde büyük yaralar açtı. 

    Parlamento ve hükümet feshedildi. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edildi. Yurtdışına çıkışlar yasaklandı. Yeni bir anayasa, seçim ve siyasal partiler kanunu ile diğer düzenlemelerin yapılmasına kadar siyasal faaliyetler durduruldu. Başlıca siyasal partilerin genel başkanları gözaltına alındılar (Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş).

    29 Haziran 1981’de “Kurucu Meclis Hakkında Kanun” ile yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir Kurucu Meclis kurulmuştur. Kurucu Meclis, Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi’nden oluşmaktadır. (MGK, anarşinin nedeni olarak “1961 Anayasası’nın sağladığı aşırı özgürlükleri” görüyordu.) 

    Danışma Meclisi kendi üyeleri içinden bir Anayasa Komisyonu seçti ve bu komisyon hazırladığı Anayasa taslağını 17 Temmuz 1982’de Danışma Meclisi’ne sundu. Danışma Meclisi, taslağı 23 Eylül 1982’de kabul etti. 18 Ekim 1982’de de Milli Güvenlik Konseyi tasarıyı kabul ederek halkoyuna sundu. 

       7 Kasım 1982’de yeni anayasa halkoyuna sunulduktan sonra yürürlüğe girdi. Anayasanın geçici 1. maddesi uyarınca Kenan Evren cumhurbaşkanı seçildi. 21 Eylül 1980’de Bülent Ulusu Hükümeti kuruldu. Turgut Özal, başbakan yardımcısı ve devlet bakanı oldu.

    6 Kasım 1983’te yapılan seçimlerde Turgut Özal başkanlığındaki Anavatan Partisi iktidara geldi. Siyasi, ekonomik ve toplumsal köklü değişiklikler yapıldı. 

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .