Cevap ( 1 )

  1. Daha hiçbir şey yokken Tanrı Kayra Han’la uçsuz bucak­sız su vardı. Kayra Han’dan başka gören, sudan başka görünen yoktu. Ay, yıldızlar, gök ve toprak yaratılmamıştı. Bütün tanrıla­rın en büyüğü, varlıkların başlangıcı, insanoğullarının da ilk ata­sı, Tanrı Kayra Han’ın bu sâde sudan âlemde canı sıkılıyordu. 0, yanlızlık içinde düşünürken, suda bir dalga belirdi. (Akine) Ak Ana (denilen bir kadın hayâli görünerek) Tanri’ya “Yarat!” dedi, yine suya gömüldü.

    Bunun üzerine Kayra Han, kendine benzer bir varlık yara­tarak Kişi adını koydu. Kayra Han ile kişi, sonsuz suyun semâ­sında iki siyah kaz gibi, rahatça uçmaya koyuldular. Fakat Kişi, bundan memnun olmadı. Hayatında değişiklik aradı. İlk olarak kendisini yaratandan daha yüksekte uçmaya kalktı. Onun bu duygusunu sezen Tanrı, Kişi’den uçma gücünü aldı. Kişi, suya yuvarlandı. Boğulmak üzereyken, yaptığına pişman olarak Tanrı’dan imdat diledi.

    Tanrı “Yüksel!” emrini verdi. Kişi, suyun derinliğinden çıktı ve Tanrı’nın yine suyun içinden yükselttiği bir yıldıza otu­rarak, batmaktan ve boğulmaktan kurtuldu.

    Kişi, artık uçamaz diye, Tanrı Kayra Han dünyayı yarat­mayı düşündü. Kişiye suyun dibine dalıp bir avuç toprak çıkar­mayı emretti. Fakat o, bu toprağı çıkarırken de, kötülükler dü­şündü. Toprağın bir kısmını ağzına saklayarak, ileride kendisi için gizli bir dünya yaratmayı tasarladı. Avucundaki toprağı, su yüzüne serpince, Tanrı Kayra Han, toprağa “Büyü!” emrini verdi. Bu toprak dünya oldu. Fakat “Büyü!” emrini alınca kişi’nin ağzındaki toprak da, büyümeye başladı. O kadar büyüktü ki, Tanrı “Tükür!” buyurmasaydı Kişi boğulacaktı.

    Kayra Han’ın tasarladığı dünya, önce dümdüz topraktı. Fakat Kişi’nin ağzından dökülen ıslak toprak, dünyaya fırlayarak yeryüzünü bataklıklar ve tepeciklerle örttü. Buna çok kızan Tarı, Kişiyi kendi ışık âleminden kovdu ve ona Şeytan: Erlig adnı verdi.

    Sonra, yerden dokuz dallı bir ağaç bitirerek her dalın altın da ayrı bir adam yarattı. Bunlar dünyadaki dokuz insan cinsinin ataları oldular.

    Toprağın yeni insanları güzel ve iyiydiler. Erlig onları kıskandı. Kayra Han’dan onları kendine vermesini istedi. Tanrı, razı olmadı. Fakat şeytan, onları kötülüğe sürükleyerek, kendine çekmeyi biliyordu. Kayra Han, şeytana kapılan insanların bu akılsızlığına kızarak, onları kendi hâllerine bıraktı. Erlig’i yeni­den lanetleyerek, toprak altındaki karanlıklar dünyasının üçünci katına sürdü. Kendisi için de, göğün onyedinci katında bir nur âlemi yaratarak, oraya çekildi. İnsanları büsbütün başı boş bırak­mamak için de, onlara doğru yolu gösterecek bir melek gönder­di.

    Erlig, Tanrı Kayra Han’ın semâsını görünce, o da kendisi için, bir gök yaratmak istedi ve (birçok yalvarışlarla) Tanrı’dan bu izni aldı.

    Erlig’in tebaası, yani kandırdığı fena ruhlar, gök ile yer ara­sındaki yeni dünyada Kayra Han’ın dünyasındaki insanlardan daha iyi (daha serbest) yaşıyorlardı. Bu durum Kayra Han’ın canını sıktı. Erlig’in dünyasını yıkmak için oraya kahraman Mandişere’yi gönderdi. O, kuvvetli mızrağıyla vurarak, korkunç gök gürültüleri arasında bu dünyayı parça parça etti.

    Parçalanan bu dünya aynı gürültülerle, Erlig ve insanlar için yaratılan ilk dünyanın üzerine yıkıldı. İri, dünya parçaları yeryüzünün  biçimini bütün bütün bozdular. Eski düz dünya, şimdi yüksek  dağlar derin boğazlar, balta girmez ormanlarla dolmuş­tu.

    Kayra Han, Erlig’i dünyanın en alt katına sürdü. Orada ne ay, ne de yıldız ışığı vardı. Tanrı, Erlig’e dünyanın so­nuna kadar orada oturmayı emretti.

    Tanrı Kayra Han, şimdi, on yedinci kat gök’ten kâinatı idare etmektedir. Diğer gök katlarından yedinci katta Gün Ana, Altıncı katta Ay Ata oturmaktadır.

    Bu masal, XIX. yy.’da Prof. W. Radloff tarafından Şâmânî Altay Türkleri arasında derlenmiştir.

    Yaratılış Destanı’nda Şaman dini inanışlarından önemli iz­ler vardır.

Cevap bırak

Sorry, you do not have a permission to answer to this question .